Doğanay Hızal

Doğanay Hızal
@Migonof
Kitapçı
Kocaeli Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
Eskişehir
18 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Türkiye'de yaşayan bir vatandaş günlük yaşantısında pek çok deyim kullanır: Etekleri zil çalıyor, bir dikili ağacın olsun, dünyanın çivisi çıkmış vs. Bununla birlikte isimlerden de söz edilebilir: Alp, Tekin, Yaşar, Dursun, Temel. Hatta kara kartal, arslanım, yüce dağlar, kör şeytan, kutupyıldızı, ulu ağaç gibi tamlama ve ifadeler de mevcuttur. Buna rağmen tüm bunların mitolojiyle bağlantılı bir anlam içerdiği bilinmez. Hayvan isimleri, gücü, erkekliği veya dişiliği ifade ettiği için ve daha kökende hayvan atalara kadar uzandığı için kültürde yer eder. Şaman elbisesindeki ziller tören sırasında şıngırdar ve böylece etekleri zil çalmak deyimi ortaya çıkar. Ağaç, dünyanın ekseni olarak kabul edilen hayat ağacına işaret eder; dağların Tanrı'nın mekânı olduğu düşünülür.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Mitoloji
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Erkek Deli Kadın
Kasaptı, alkolik kocasının da şoförlük yaptığı fabrikada... Meyhane arkadaşıydı ustabaşılar, zikzak şoförün. Klasik Türk filmi tadındaydı hayat. 40'ından sonra hareketlenen ustabaşılardan biri sokuluyordu kasap olan kadına, "Kocan alkolik bir ihtiyacın varsa...". "Yav git!" diyordu kasap abla. Namusuna sağlamdı Allah için. Güçlüydü de 100 kiloluk karkas etleri bana mısın demez kaldırıp atardı. Ustabaşının horozluklarına dayanamadı sonunda; ama "Etler güzel mi?" sorusuyla "Kendin bak" deyip adamı kaldırıp taktı, bir paltoymuşçasına askıya. Soğuk hava deposuydu. Uzaklaştı oradan. Sinirlerinin yatışmasını bekliyordu. Ustabaşını soranlara "Bilmiyorum" diyordu kasabımız. Donayazarken buldular ustabaşını. Yaklaşmıyordu artık. Yarışmaya dönmüştü hadise. Daha genç ve yakışıklı olan bir başka ustabaşı aldı sorumluluğu. Kasabın etrafında dolanıyordu, arada sürtünmeler. "Yav git!" uyarısına aldırış etmiyordu kadının. Yanında taşıdığı çakıyı dokundurdu kasap abla ustabaşının bacağına. Yerler çiş oldu birden... İkinci salvoyu da savuşturan kasap kadın, beni siz delirttiniz moduna girmişti artık. Önünden geçen cimcime sekreter kıza "Canım, hayatım çok güzelsin" demiş bulundu. Korkmuştu genç kız, koşarak soluğu müdürün yanında aldı. "Bana sarkıntılık etti kasap" diyebildi ağlamaklı. Kasap İsmail geldi aklına müdürün. Böyle şeyler yapmazdı İsmail. Gene de sorguya çektiler. Anlaşılmıştı konu. Diğer kasap, ablamızdı. Savundu kendini müdürün odasında "Böyle işlemiyor muydu sistem, hoşuma gitti".
Sayfa 30·Kitabı okudu
Öykü
Tanju Gürsu'nun Vefâtı
böyle gecelere benzetme yapamıyorum en iyisi şöyle yazmak "mor ya da fosforlu" arka planda bir sandal geçiyor boğazdan üstünde altından daha fazladır tuzlu su bende ve sende mevcut idi kara sevdâ ama ah Fosforlum, bugün öldü Tanju Gürsu bu sahneye tam dört sene dayandı yeşilçam sonra ak saçlarıyla o da sustu böyle gecelere benzetme yapamıyorum en iyisi şöyle yazmak "kor ya da puslu" arkadan kahpelikle geçiyor bir şavrole seni götürecek araba, bu tekeri batasıca işte ah Fosforlum bugün de tam âşıklar gibi öldü Tanju Gürsu bu sahneyi tam dört yılda çekti yönetmen sonra paydos sesiyle o da sustu
Sayfa 35·Kitabı okudu
Şiir
Yahu Nasıl Anlatayım
yahu nasıl anlatayım bir kitabı bir kere okumak yetmiyor bazen işte beş kere de gidilebiliyor bir tiyatroya anlamak için ya da anlamış vaziyette bin kere oynadığın oluyor bir rolü yazar bîzar ve habersiz, replikler kafeste yoksa şiir çoktan ölmez miydi yâni bir hatimde tükense o şarkı yine bildik gelir fakat mânâsı farklı bu sefer de bir insanı iki yol sevdiğin olur biri döke saça ortalığa biri katlı mendil gibi yürekte soracak hâlleri yok ya -kim merâk edecek- ben yine de tekrar edeyim bir kitabı bir kere okumak yetmiyor bâzen işte
Sayfa 44·Kitabı okudu
Şiir