Bir de Niyazi Ahmet'in verdiği bilgiyi görelim: "Saraya lâzım olan eşya, Tophane Müşiri Fethi Paşa'nın aracılığıyla Fransız tebaasından meşhur Krenpler eliyle Avrupa fabrikalarına ısmarlanırdı. Bu ısmarlanan eşya dolayısıyla da Fethi Paşa'ya 'Bezirgan Paşa' adı verilmişti. (...) Sultan Hamit bütün giyim eşyasını, çocuklarınınkine varıncaya kadar Paris Büyükelçisi Tahsin Paşa vasıtasıyla Avrupa'dan getirtirdi. Bunun milletçe çok zararlarını çektik." Sultan Hamit dediği, Halife-yi Rü-yi Zemin Abdülhamid değil mi? Ta kendisi! Sorarım size, Osmanlı mülkünü Alaman İmparatoru Wilhelm'e peşkeş çeken o değil midir? Halifeliğini kendisinden önceki padişahlardan farklı olarak fazlaca ön plana çıkarması, Müslümanlığa düşkünlüğünden miydi dersiniz, hiç sanmıyorum, açıverin Alman belgelerini, İngiliz İmparatorluğu'nu güç duruma düşürmek, sömürgelerindeki Müslüman halkları kışkırtmak için bunun Wilhelmstrasse tarafından (Alman Dışişleri Bakanlığı) Abdülhamid'e telkin edilmiş bir oyun olduğunu öğrenirsiniz. Şimdiki çiçeği burnunda Osmanlıcıların Mustafa Kemal'in sırtına yüklemeye kalkıştıkları Batı taklitçiliğinin kökeni, Osmanlı'nın son iki yüz yılına damgasını basmıştır be!
Hadi bir örnek daha! Meraklısı bilir, Jöntürkler'i Abdülhamid'in başına musallat eden İngiltere ile İtalya'dır, biraz da Fransa; ama bunu 'mumaileyh' fazla Müslüman olduğundan yapmazlar, fazlaca Alman yanlısı göründüğünden yaparlar. Jöntürk iktidarının ilk zamanları, 'İngiliz' Kamil Paşa'nın sadaretidir. O sıralarda İstanbul'daki Alman sefaretinin yazdığı raporları okumalı, herifler kan ağlıyor, gitti Osmanlı mülkü elden diye! Ama o kadar da gitmemiş canım, bildiğiniz gibi Enver Paşa Babıali baskını adı verilen uyduruk bir hükümet darbesi ile iktidarı ele geçirir, Almanların intikamını almış olur. O tarihten