Bitmeseydi dediğim kitaplardandı. Bende yeni ufuklar açmış, C. hayata resmen bakış açımı değiştirmişti. Gerek yazım diliyle gerekse C. gibi bir karakter sayesinde elimden bırakamadığım bir kitap olmuştu.
Karakter o kadar aylaktır ki yazar, ona isim vermemiş sadece "C." demiştir. babadan kalma parası olan C. bir işte çalışmaz. "mesleğin ne?" diye sorarlarsa "aylakım ben." diye yanıtlar. ona göre aylak olmak da çok zordu, herkes yapamazdı aylaklığı.
"herkesin bir işi oluşu tuhaftı."
diye düşünürdü. Herkese ve her şeye "karşı" durur C. tekdüzeliği, sıradanlığı istemez ve karşı çıkar bu duruma. Bir lokantanın kendisini "müşterisi" olarak görmesini bile istemez hatta. Eğer öyle olursa oraya sürekli giden, oraya gitmeyi "alışkanlık" haline getiren birisi olmuş gibi olurdu çünkü.
C. aynı zamanda bir kızı seviyordu sevmesine de, alışkanlıklara ve tekdüzeliğe olan katlanamazlığı ile C. bu durumu ne kadar sürdürebilirdi ki acaba? Her şeye karşı olmasıyla beraber toplumun da belirlediği gibi yaşamaya dayanamazlığı vardı C.'nin. öyleki sevdiğiyle buluştukları bir lokanya 1 den fazla kez geldi diye
"Böyle giderse bu masa sevgilerinin kutsal yeri olacaktı. Bir yerleri olması kötüydü. Sonra insan kendinin değil, o yerin isteğine uygun yaşamaya başlardı."
demekten kendini alamamıştı.