Ferit Edgü’yle tanışmaya çok geç kalmışım… Çok güçlü bir dili var ki insanı ele geçirip neredeyse romanın her satırını (evet abartmıyorum her satırını) okuyucuya yaşatıyor. Okurken de bitirince de içleri parçalayan, o dünyayı tanıtan şiirsel bir dil ve içerik…
İçimizdeki aileyi anlatan, içimizdeki Dirmit’i, Mahmut’u , Atiye’yi anlatan satırlarının içinde kaybolup akıp giderken verilen mücadelenin içinde aksimizi gördüğümüz harika bir roman.
Kitabı ilk başta okumak istemeyebilirsiniz ama sonra… Ah bu sonrası efsane bir şey… İnsanın nutkunu durduran, çarpıcı noktaları olan enfes tadında harika kurgulanmış bir kitap… Her ne kadar hacmi küçük dahi olsa brkaç cümleyle değil sayfalarca anlatılması gerene bir roman…
“Kelimeleri durdukları yerden toplarken ben ve cümleden selâmetle sıyrılmak için okuyucu yüzüne sirayet edecek yazıcı uykusuzluğuna düşe kalkarken ben. Başladığım isimdi, bitirdiğim ateş. İsimle ateş arasında dolandım durdum. Bu hikâyenin adını İsimle Ateş Arasında koydum.”
İnce bir iş işler gibi kelimeler işleyen Nazan Bekiroğlu bu satırlarla dahil ediyor bizi yolculuğuna. Onun bu gözbebeği satırlarını uzun bir nefes alıp üzerinde düşünerek okumalı. Bu satırlar bize, bir zamanlar gücüyle seferleri zaferle sonuçlandıran yeniçerinin o seferlerden yenilgiyle dönüp gözden düşmesiyle Vaka-I Hayriyye diyerek ortadan kaldırılmasını anlatıyor. Bunun yanında bir aşk var karşımıza çıkan. Nihade ve Numan’ın aşkı. Ya da ona esamedeki adıyla mı hitâp etmeli?
Ayfer Tunç’u her okuduğumda kalemine hayran kalmamak mümkün değil. Tasvirleri, benzetmeleri, kurgusu... Bunların içinde kaybolmak ve kendi yaşantımızdan bir şeyler bulmak. Hepsi Tunç’un kaleminde mümkün.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma