Mert

2. Meşrutiyet Dönemi ve Milliyetçiliğe Dair
...(Gerçi) 23 Temmuz (1908) ihtilali bir inkılap değildi. Ne saltanat rejimine, ne devletin iç yapısına, ne din ve dünya müesseselerine dokunuyordu. Ne de milli ilke ve sloganları vardı. Gene Osmanlıcılık esastı. (...)Halbuki imparatorluğu teşkil eden, Türk olmayan halkların önderlerinin ve aydınlarının ruhlarına milliyetçilik işlemişti. Bu aydınlar ve önderler kendi cemaatlerini peşlerinden sürükleyebiliyorlardı. Türkiye'de milliyet duygusundan yoksun olanlar, yalnız Türklerdi. Kendilerini Osmanlı sayıp, Osmanlı birliği ve vatanı için kan dökenler de yalnız onlardı.
Sayfa 118·Kitabı okudu
Reklam
Dr. Mustafa(Cantekin), Kur.Yzb.Müfit(Özdeş) ve Kur.Yzb. M.Kemal
O gece Dr.Mustafa'nın söyledikleri kesindir: -İhtilal yapmalı, inkılap yapmalı (...) Müfit ayağa kalkıp bağırıyor: -Behemehal(kesinlikle, ne olursa olsun) yapmalıyız!... (...) Ondan sonra konuşmalar başlar. İhtilalden, bu uğurda ölmekten bahsedilir. Ama Mustafa Kemal, ondan sonra da daima göstereceği hesaplı ve muvazeneli(dengeli) gayeciliği orada da gösterir: -Mesele ölmekte değil; ölmeden idealimizi yaratmak, yapmak ve yerleştirmektedir... (...) Bu mizaç ve karakter örgüsü, Mustafa Kemal'in harekat ve icraatına, hayatının sonuna kadar hakim olacaktır. İşte gizli, ihtilalci "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti" orada ve o gece üç kişi arasında kuruldu.
Sayfa 88·Kitabı okudu
5. Ordu - Şam(ilk görev yeri, 1905-1907)
...Kaldı ki Suriye'de Havran ve Dürziler sahası, imparatorlukta, bu türlü tertip, bu türlü yağma hareketlerinin yürütüldüğü sahaların yalnız bir tanesiydi. Her tarafta ya devlet ya eşkıya halkı soyuyordu. Yahut bu güvensizlik içinde halk devlete dayatarak, ona ödemek zorunda olduğu mal ve can vergisini mümkün olduğu kadar devletten kaçırarak, devleti halsiz bırakıyordu. Mustafa Kemal'in daha bu ilk adımda bu sert gerçeklerle karşılaşması onun için üzücü olduğu kadar da düşündürücü ve uyarıcı oldu. Bir defa daha karar verdi ki, günün değil, yarının adamı olmak lazımdır.
Sayfa 87·Kitabı okudu

Mert

, bir kitap okudu
7/10
·264 syf.·
4 günde okudu
·
2026 1. kitabı
Mehmet Rauf
7.5/10 · 50bin okunma
Suat ve Eylül
O zaman eylül kendine tabiatta ilk ümitsizlik ayı, faniliği ilk duyma ayı, ilk faydasız ve elim mücadele arzusu gibi, hayatın ne olduğunu anlayıp habersiz geçen güzel mazinin hasretiyle ilk boyun bükülen ay gibi göründü. Ayaklarının altında çamurlanmış çürük yapraklara bakarak, "Evet, her şey çürüyor, demek biz de çürüyeceğiz" diye düşündü. Demek ki çürüyecekti, o da çürüyecekti! Böyle, hiçbir saadet gelmeden, daha henüz beklerken, hele hayatının nasıl gafil geçmiş olduğunu anladıktan sonra, artık bir şey yapmanın da mümkün olmadığını görerek, böyle çürümek, bitmek ona pek insafsızca, pek acı geliyordu.
Sayfa 157 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 11. Basım·Kitabı okudu
Reklam