Hep, belki her şey düzelir, diye içinden geçirdiği yılları. Gözünde canlanan hayal. Başkalarının doğrularıyla yaşayan. Düzelecek, umuduyla güçsüzleşen cılız bir insan. Düzelmez. Düzelmez, diye mırıldandı. Gülümsedi. Mutlu.
Hiç olmamış, hiç tamamlanmamış, yarım görüntüler, yarı sahici yarı hayal konuşmalar, çoğu olmuş bitmiş unutulmuş, yerini dupduru bir sessizliğe bırakmış konuşmalar.
Başını yukarı kaldırıp göğe baktı.
geçmişdeki her günü, tek tek, belleğinden çıkarıp odanın ortasına dizmişti. Yakmak istedi. Yakamıyordu. Odanın ortasında her bir yüz, her bir mimik, konuşmalar, konuşmaların geçtiği koltuk, oda, sokak. Tıklım tıklımdı. Gerçeğin anladı.