Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Bir serçe, bir sinek yahut zehirli bir böcek Tanrı’nın ilgisinin bir nesnesidir. Boşa harcanmış ya da kayıp bir yaşam değil. Ama taklitçi kitleleri, kopyacılardan müteşekkil kalabalıklar kayıp yaşamlardır. Tanrı bize merhamet etmiş, lütfunu sergilemiş, o kadar ki tek tek herkesin üzerine düşmeye istek göstermiştir. Şayet biz, başka herkes gibi olmayı tercih edersek, bu, Tanrı’ya ağır ihanet anlamına gelir. Başkalarına uymak haricinde bir şey yapmayan bizler suçluyuzdur ve cezamız da Tanrı tarafından görmezden gelinmektir.”
“İnsanlar niçin kendilerine birey olarak değil de gruplar halinde hitap edilmesini tercih ediyor? Vicdan, yaşamın en büyük külfetlerinden biri olduğu için mi? Fazlasıyla derinden kesen bir bıçak olduğu için mi? Bir grubun parçası olmayı ve bir taraf oluşturmayı tercih ediyoruz, çünkü bir grubun parçası olmak vicdanı uykuya yatırmak anlamına geliyor. Vicdanın yanında, iki ya da üç kişi olamayız, bir ‘Miller Kardeşler ve Ortakları’ olamayız. Hayır, hayır. Grubun güvenceye aldığı tek şey vicdanın yürürlükten kaldırılmasıdır.”
“Mutlak surette itaatkar olabilirsen, ‘Ayartılmamıza izin verme,’ diye dua ettiğinde müphemlikten kurtulursun, Tanrı’nın önünde bölünmemiş ve teksindir. Ve şeytanın tüm kurnazlığının, ayartmanın tüm kapanlarının gafil avlayamayacağı tek bir şey vardır. Bölünmemiş istek. Şeytanın avı sayarak keskin gözleriyle gözetlediği, ayartmanın avı olduğundan emin olup hedef aldığı şey müphem olandır. Belirsizliğin bulunduğu her yerde, ayartma vardır ve orada daha güçlü olduğu kolayca ortaya çıkar. Müphemliğin, tereddüdün olduğu her yerde, en dipte itaatsizlik vardır.”