Diyelim çocuk eve gelen misafire “Hoş geldiniz,” demedi.Davranışı terbiye etmeye önem veren kültürel kalıp içinde çocuk
yetiştiren anne-baba, “Niçin misafire hoş geldin demedin?” der. Bunu
biraz sertçe söyler. Çocuk mahcup mahcup gider, “Hoş geldiniz,” der.Utandırılmıştır. İleride unutursa hatırlatılır ve bir de azarlanır. Yine
utandırılır. Zamanla çocuk eve misafir gelen herkese “Hoş geldiniz,”demeyi öğrenir. Çocuk bu davranışı yapmaya terbiye edilmiş olur.Çocuğun davranışını değil, çocuğun aklını ve duygularını terbiye
etmeye önem veren bir başka anne-baba farklı davranır. Diyelim
çocuk eve misafir olarak gelen bir büyüğe, “Hoş geldiniz,” demedi.Çocuğun kendisini terbiye etmeye önem veren anne-baba, misafirlere
döner ve “Sizden birkaç dakika rica edeceğim; oğlumla/kızımla içeride
bir şey konuşmam gerekiyor,” der ve çocuğunu başka bir odaya
götürür. Onun göz hizasına çömelir ve, “Bak yavrum,” der, “içeride falan filan amca/teyze var, bize misafir olarak geldi. Biz misafire değer
veren bir aileyiz. Sen de bizim çocuğumuzsun. Misafirlerin bizim
hayatımıza kattıkları önemlidir. Şimdi içeri girip misafirlere ‘Hoş
geldiniz,’ dersen, ‘doğru olanı’ yapmış olursun. Senden doğru olanı
yapmanı bekliyorum. Yapar mısın?”
Çocuk muhtemelen, “Evet,” diyecektir.
“Ben istediğim için değil, ‘doğru olan’ bu olduğu için yapmanı
istiyorum. Aradaki farkı anlıyor musun yavrum?”
Çocuk “evet” anlamında kafa sallayınca, “Teşekkür ederim. Şimdi
doğru olanı yapabilirsin,” der ve birlikte odadan çıkarsınız.îlkinde çocuğun davranışı, İkincisinde çocuğun kendisi terbiye
edilmiş olur. Arada dünyalar kadar fark var.