Bu kitap için nasıl bir giriş yapmalıyım bilmiyorum çünkü sadece kitabın yazarına baktığımızda mükemmel bir kitap olduğuna emin olabiliyoruz.
Şimdiye kadar okuduğum kitaplara baktığında içlerinden bir kaçı hariç hiç birine en sevdiklerim diyemem, fakat Venedikte Ölüm kitabı ciddi manada sevdiğim ve okuyacak bir şey bulamadığımda tekrar tekrar okuduğum kitaplardan biri.
Okumaya yeni başlayanların yada kitaplarda fazla betimlemeye alışık olmayanların okumakta zorlanacağı ve belkide beğenmeyeceği bir kitap olabilir.
1901’de ilk defa yayınlanan kitap; biraz dinlenebilmek için tek başına tatile çıkan ünlü bestekar Gustav Aschenback’a Venedik yolu görünür. Aschenback herkes tarafından içine kapanık, saygın ve medeni bir insan olarak tanınır.
Lüks bir otelde kalırken kendince ideal güzelliğin tanımı olabilecek, Polonyalı bir ailenin tek erkek çocuğu olan Tadzio’nun güzelliği karşısında büyülenir. Tüm tatili boyunca kimine göre aşık bir tavırla, kimine göre sapıkça bir takıntıyla Tadzio’nun peşinde dolaşır. Onun yanında olabilmek için yeterince iyi görünmek ister ve bir şekilde kendini fark ettirir, fakat o sırada hiç hesapta olamayan bir salgın tüm şehri sarar.
Kitabın betimlemeri okurken beyninizi biraz yorabilir. Ama her gülün dikeni vardır. Kitaplardan hoşlanan herkesin bir şans vermesi gerektiğini düşünüyorum.