Alıntı yapıp beğeni beklemiyorum.
Amacım sadece okuduğum kitapları uygulamaya eklemek ve okurlar için inceleme yazmak...
"Bir kitabın kaderi, okuyucusunun kapasitesine bağlıdır."
Bir dönem herkesin hikayesinde 'kahve-kitap keyfi' diye paylaştığı kitap. Hatta bir gündüz kuşağında bu kitap hakkında konuşulurken 'Madonna o dönem yaşıyor muydu da kitabı çıkmış?' gibi bir soru da sorulmuştu ne yazık ki. Çok güzel bir roman lakin o dönem niye bu kadar popülerleşti, bunu hâlâ bilmiyorum. Sürekli ertelediğim bir kitaptı, ne iyi ettim daha fazla ertelemeyerek. Sabuncu olan Raif Efendi ile bir sergide hatta tabloda gördüğü Maria Puder'in aşkı. Tek bir sayfasında bile sıkılmadım. '1 sayfa daha okuyayayım öyle kapatırım.' dediğim kitaplardandı. Sabahattin Ali'nin anlatımını zaten çok seviyorum. Bize Raif Efendi'nin şansından gerek, aşık olduğu tablodaki kadının karşısına çıkması herkese nasip olmaz. :)
Lise yıllarımda kulaktan dolma bilgilerle tanıdığım Dostoyevski’nin bir kitabı elime geçmişti. O yılların heyecanı vurdumduymazlığı ve dikkatsizliğine rağmen okumuş ve çok etkilenmiştim. Yeni bir korku edinmiştim artık daha çok dikkat edecektim hayatımdaki bazı şeylere. Hürriyetime , fikir özgürlüğüme, sahip çıkacaktım ve çıkmalıydım. Ve ne yapıp edip hapse düşmeyecektim.. İçimde oluşan bu hissiyatların sebebi bu kitaptı , yazarın Kurşuna dizilmekten kurtuluş Sibirya’ya sürgüne gittiği yıllarda edindiği izlenimleri yansıtan Ölüler evinden anılar bir asilzadenin hapishane anılarını yansıtıyor . Karakterler , karakterlerin analizleri , birden fazla kişi üzerinden yürütülen olayların işlenişi ve bağlanışı yayınlandığı yıl itibariyle henüz tanınmayan Dostoyevski’nin güçlü ayak seslerinin bir temeli olmuş bana göre..
Ölüler Evinden AnılarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,6bin okunma
Kafam karışık, neyi okuduğumu idrak etmek için zihnimi zorluyorum, bir kitap okudum evet ama ben ne okudum? -dedim ya bir kitap okudum. -peki ben ne okudum? Zihnimdeki öteki ben susmuyor. Kitap beni etkisi altına mı aldı yoksa? -Sanmıyorum. Sen sus. Gülmeyin arkadaşlar, kitap epey karmaşık, zihni zorlayan ve etkileyici bir şeydi. O kadar etkileyici bir şey olmalı ki koskoca bir yayınevi ismini "Öteki" yapmış.
Fyodor Dostoyevski, müthiş kalemiyle ben buradayım dedi her zamanki gibi. Sadece bunu mu yaptı? Tabii ki hayır. Yine her zamanki gibi insan zihninin sınırlarını zorladı. Bir şey daha yaptı,(çok şey yaptı aslında) insan psikolojisinin iyi taraflarını çöpe atıp kötü taraflarını önümüze sundu. Sunuş şekli o kadar mükemmel oluyor ki... Kitabın sonunu ise
Fyodor Dostoyevski bize bıraktı, kim neyi anlamak isterse onu anlasın diye düşünmüştür herhalde.
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
Yine Dostoyevski abim ve yine Petersburg Pavlosk arası buram buram kasvet kokan bir eser... Ama bu sefer; tek mal varlığı redingotunda kalmış bikaç kapik ve potinleriyle kiralık bi odada yaşamını sürdüren yoksul bir kahraman yerine, baş kahramanımız oldukça soylu bir "Prens".. Kahramanımızın sara hastası olması nedeniyle bir süre Avrupa'da tedavi gördükten sonra tek akrabası olan Lizaveta Prokefyevnanın yanına gelmesiyle hikayemiz başlıyor. Prensin başından geçen olaylar ve aşk hayatı kitabın ana hatlarını oluşturuyor. Ne kadar kalın bi eser olsa da Dostonun akıcı dili sayesinde bu konu okura pek bi sorun oluşturmuyor diyebilirim. Olay akışı biraz ağırdan işlenmiş. O yüzden sürükleyicilik konusunda fazla bir şey beklemeyin derim. Fakat prensin sürekli değişen fikirleri ve inişli çıkışlı aşk hayatı, okuyucuyu içine çekerek ağır işleyen olay akışını bi nebze de olsa göz ardı ettirebiliyor. Özellikle final kısmını heyecanla okuduğumu belirtmeliyim. Kurgu açısından final bölümü beni oldukça şaşırttı ve ters köşede bıraktı. Bu yüzden yazara biraz kırgınlık söz konusu olmadı değil :/ Son olarak okuduğum Dosto kitaplarının hemen hepsinde olduğu gibi bu eserinden sonra da kitabı, kitaplığımın en güzide köşesine yerleştirdim :) Kitapla kalın, iyi okumalar.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
Hepimizin korkunç, amansız ürkütücü saplantıları vardır..belki de insan olmanın mayası budur ..Dostoyevski bana göre insanoğlunun gelgitlerini en iyi anlatan yazarlardan biridir..Bugün bu son dediğimiz şey yarın tekrardan tutkumuz ,amacımız ,biricik gayemiz olabilir..bizde o sonun içinde tekrar tekrar ve tekrar sıfırı görene kadar yeniden başlarız.. ne diyordu kumarbazda yazarımız.. Belki de kazanmaya çok ihtiyacımız vardı. Tıpkı uçuruma düşen birinin bir tutam ota sarılması gibi. Kabul edersiniz ki uçuruma düşmeyen biri ağaç dalı diye ota sarılmaz..
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,5bin okunma