Ben エリフ • キイク

Ben エリフ • キイク
ヌル
nazikmutluinsanlardiyari
31 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Bir at arabası onları bekliyordu. Bir erkek ve bir kadın, sahibine yaklaştılar. Kadın kollarını açıp, sahibinin boynuna sarıldı; bu saldırgan bir hareketti! Weedon Scott hemen kadının kollarından sıyrılıp, öfkeli bir iblise dönüşmüş, hırlayan Beyaz Diş'e yaklaştı. Onu sıkıca tutup teskin ederken: -Bir şey yok anne, dedi, senin bana zarar vereceğini sandı. Bir şey yok, bir şey yok. Yakında öğrenir. Kadının yüzü korkudan solmuştu; yine de: - O zamana kadar, oğlumu sevmek için köpeğinin ortalarda olmamasına dikkat etmem gerekiyor, diyerek güldü.
Sayfa 204 - İletişim yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Circle City'de bulunan Weedon Scott, mektupta şu satırların yer aldığını gördü: "Lanet olası kurt çalışacak durumda değil. Yemiyor. Hiç gücü kalmadı. Diğer köpekler onun canına okuyorlar. Sizin nereye kaybolduğunuzu bilmek istiyor, ona nasıl anlatayım bilmiyorum. Ölecek galiba." Matt'in söyledikleri doğruydu. Beyaz Diş yemeyi kesmiş, kendini bırakmış, takımdaki köpeklerin onu ezmesine ses çıkarmaz olmuştu. Kulübedeki sobanın dibinde, ne yemeğe, ne Matt'e ne de hayata ilgi göstermeksizin yatıyordu. Matt ona güzel sözler de söylese, küfür de etse fark etmiyordu; adama boş boş baktıktan sonra, tekrar kafasını ön ayaklarının üzerine yaslamaktan başka bir şey yapmıyordu Beyaz Diş. Sonra bir gece, dudaklarını oynatarak kendi kendine bir şeyler okuyan Matt, Beyaz Diş'ten gelen hafif iniltiyle irkildi. Beyaz Diş ayağa kalkmış, kulaklarını kapıya doğru dike- rek dikkat kesilmişti. Hemen sonra, Matt bir ayak sesi duy- du. Kapı açıldı, Weedon Scott içeri girdi. Iki adam el sıkıştı- lar. Scott gözleriyle odayı taradı. - Kurt nerede? diye sordu. Sonra onun, az önce yattığı yerde dikilmiş olarak durduğunu gördü. Diğer köpekler gibi hemen sahibine doğru koşmamıştı. Durmuş bakıyor, bekliyordu. Matt haykırdı: Vay canına! Bakın nasıl da kuyruğunu sallıyor!
Sayfa 192 - İletişim yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Hoşlanmanın yerini sevgi almıştı artık. Sevgi, hoşlanma duygusunun asla erişemediği derinliklere kadar inen bir iskandil kurşunu gibiydi. Buna karşılık o derinliklerden yükselip gelen tepki de, yine sevgiydi. Beyaz Diş, her ne aldıysa, aynıyla karşılık veriyordu. Bu tanrı gerçekten sevgi dolu, sıcak ve ışıklar saçan bir tanrıydı; onun ışığı altında Beyaz Diş'in benliği, güneşte açan çiçekler gibi açılıyor, genişliyordu.
Sayfa 189 - İletişim yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Beyaz Diş, kendini bulma sürecindeydi. Yaşadığı senelerin olgunluğuna ve çamurunun vahşice sertliğine rağmen, tabiatı bir yayılma, genişleme içindeydi. İçinde tuhaf hisler, alışılmadık dürtüler filizleniyordu. Tutumları değişiyordu. Geçmişte rahat etmeyi ve acıdan uzak kalmayı benimsemiş, eylemlerini ona göre düzenlemişti. Şimdi ise durum farklıydı. Hisleri değiştiğinden, çoğu zaman, tanrısına hizmet için rahatını bozmayı ve acı çekmeyi seçiyordu. Sabahın erken vaktinde, ortalıkta dolanıp yiyecek aramak yahut kuytu bir yerde uzanmak yerine, tanrısının yüzünü görmek için, kulübenin sıkıcı taraçasında saatlerce bekliyordu. Geceleyin, tanrı eve döndüğünde, Beyaz Diş onunla merhabalaşmak ve ellerinin dokunuşunu hissetmek için, kara oyduğu sıcak uyuma yerinden çıkıp geliyordu. Tanrısıyla olmak için, onun tarafından okşanmak ya da kasabaya giderken ona eşlik edebilmek için, önündeki etten bile feragat edebilirdi.
Sayfa 189 - İletişim yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Hayvanda da olsa sevgi bağı böyle bir şey~
Günler geçtikçe, hoşlanmanın sevgiye dönüşümü hız kazandı. Beyaz Diş de, bilinç düzeyinde sevgiyi tanımıyor olsa da, bu dönüşümün ayırdındaydı. Benliğindeki boşluk, kendini hissettiriyordu; açlık çeken, sızlayan, doldurulmayı arzu eden bir boşluktu bu. Çektiği acıyı, duyduğu huzursuzluğu, ancak bu yeni tanrının dokunuşları dindirebiliyordu. Ondan uzak kaldığı zaman ise, acı ve huzursuzluk geri dönüyordu; içindeki boşluk yeniden oluşarak onu rahatsız etmeye başlıyor, açlık hissi durmaksızın içini kemiriyor da kemiriyordu.
Sayfa 188 - İletişim yayınları·Kitabı okudu
Alıntı