Bu Beyaz Diş için sonun başlangıcıydı; eski hayatı, nefretin saltanatı sona eriyordu. Yeni ve tahmin edilemeyecek derecede güzel bir hayat başlıyordu. Weedon Scott bunu başarmak için çok düşünmüş, sonsuz sabır göstermişti. Beyaz Diş açısından ise, yaşadıkları bir devrimden farksızdı. İçgüdülerinin ve aklının dayatmalarını kulak ardı etmiş, tecrübelerini hiçe saymış, bildiği her şeyi bir kenara bırakmıştı.
Eski hayatı içinde bu yaşadıklarına hiç yer olmadığı gibi, tam tersine bütün her şey, şimdiki gibi bir teslimiyete girmemesini gerektiriyordu. Kısacası, tüm koşullar açısından, vahşi tabiattan gönüllü olarak kopup Gri Kunduz'u efendi bellediği zamankinden çok daha zorlu bir intibak süreci geçirmesi lazımdı. O zamanlar henüz yoğrulmamış, koşullara göre şekillenmeye müsait küçük bir yavruydu. Şimdi ise durum farklıydı. Artık koşullara göre şekillenme süreci sonlanmıştı. Giderek katılaşmış, vahşi ve amansız, sevmeyi ve sevilmeyi bilmeyen Kavgacı Kurt'a dönüşmüştü. Yaşadığı değişim, tam bir varoluşsal geri dönüş demekti; hem de gençliğindeki gibi kolayca şekillenebilir değilken; benliğinin dokusu boğum boğum sertleşmiş, kumaşı inatçı ve direngen hale gelmiş, ruhu demirden bir zırha bürünmüş, tüm içgüdüleri ve yargıları, çekinceleri, sevdiği ve sevmediği şeyler kesin olarak belirginleşmişken.