Gelişimi, kudretin izinden gidiyordu. Sürekli yaralanma, hatta yok olma tehlikesi içinde olduğundan, yırtıcı ve savunmacı melekeleri, aşırı derecede gelişmişti. Diğer köpeklerden daha hızlı hareket eder, daha hızlı koşar hale gelmişti; hilekârlıkta, öldürücülükte, kıvraklıkta önde gidiyordu. İnce, demir gibi kaslara ve sinirlere sahip olmuştu; diğerlerinden daha zalim, daha vahşi ve daha zekiydi. Bütün bu melekeleri geliştirmemiş olsa, kendini içinde bulduğu düşmanca ortamda tutunamaz, canlı kalamazdı.
Yaşamın amacı etti.Et,yaşamın ta kendisiydi. Canlı kalmak için başka canları almak gerekiyordu. Yiyenler ve yenenler vardı. Yasa şuydu: YE, YOKSA SENİ YERLER.
Yazım yanlışları çok vardı ingilizce öğrenenler için kötü bir durum çünkü farklı bir kelime zannedebilirsiniz ama o aslında yazım yanlışı çıkıyor genelde.Mesela sorry yerine sorr yazmışlar hiç düzgünce incelememişler hata olup olmadığını.Bu hataları gördükçe siniriniz bozulabilir.Onun dışında spoiler olabilir ama;
His first wife Dora had died.Yes..he was sad a few days but then all of sudden he fallen love with his chilhood friend.What did happen in your heart Mr.Copperfield? And then you became the person like this!! Woww pes yani ama sebebi bence şu sonu hızlıya getirmeye çalışmışlar hemen bitsin kitap diye ama hoş olmamış.
Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire, 'Buraya kadar!' dediler. Oysa, bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiçbir ağacı, hiçbir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin. Üstelik, daha önce haber vermiştik, derler onlar. Her şeyin bir sonu olduğunu genel olarak belirtmiştik.
Sürü halinde avlandıkları, birlikte yemek bulup birlikte açlık çektikleri günler unutulmuştu. Onların hepsi mazide kalmıştı. Şimdi mesele, sevda meselesiydi; yiyecek bulmaktan da haşin ve zalimane bir meseleydi bu.
Tüm bunlara sebep olan dişi kurt ise, halinden memnun vaziyette kalçasının üzerinde oturup, onları seyrediyordu. Olanlardan hoşnuttu. Gün onun günüydü ve böylesi bir gün her zaman yaşanmazdı: Yeleler dikelmiş, dişler birbirine çarpıyor, karşı tarafın etini deşiyor, yırtıyordu; sırf dişi kurdu elde edebilmek için.