Ben エリフ • キイク

Ben エリフ • キイク
ヌル
nazikmutluinsanlardiyari
31 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Hava kararana kadar at nalı oynayabilirsin tabii, ama sonra işte buraya gelip kitap okumaktan başka yapacak bir şeyin yok. Kitaplar işe yaramıyor. İnsanın yanında olacak birine ihtiyacı var." İnlemeyi andıran bir sesle devam etti: "İnsan yanında biri olmazsa delirir. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında olsun." Ağlamaya başladı. "Sana bir şey diyeyim mi? İnsan çok uzun süre yalnız kaldı mı hastalanır, yalnızlıktan hastalanır."
Sayfa 87 - Sel Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
"Evi de anlatsana," dedi Lennie yalvaran bir sesle. "Anlatayım bak. Küçük bir evimiz olacak, ama herkesin de kendi odası olacak. Dökme demirden küçük sobamız bütün kış yanacak. Toprağımız çok büyük olmayacağı için ekip biçmek çok yorucu olmayacak bizim için. Günde altı, en fazla yedi saat çalışırız işte. Günde on bir saat arpa yüklemek zorunda kalmayız. Kendi ektiğimiz ürünü kendimiz biçeriz, böylece ürün de bizim olur. Toprağımızda ne yetiştiğini bilir, onları ekip yetiştirir, karnımızı böyle doyururuz." "Peki ya tavşanlar?" dedi Lennie sabırsızlıkla. "Onlara ben bakacağım. Bunu nasıl yapacağımı anlatsana George." "Tamam. Sırtına bir çuval yüklenip yonca tarlasına gideceksin. Çuvalı yoncayla dolduracaksın. Sonra da o yoncaları tavşan kafeslerine dağıtacaksın." "Onlar da yoncaları kemirip duracaklar," dedi Lennie. "Ben nasıl yonca yediklerini görmüştüm. Kemiriyorlar otu." "Hemen hemen altı ayda bir doğurur onlar, böylece hem yemek hem de satmak için bir sürü tavşanımız olur," diye konuşmaya devam etti George. "Yel değirmeninin etrafında uça- cak birkaç güvercinimiz de olacak, çocukken görmüştüm ben onlardan." Lennie'nin arkasındaki duvara baktı kendinden geçmiş bir halde. "Ve işte o toprak bizim toprağımız olacak. Kimse kovamayacak oradan bizi. Sevmediğimiz biri gelirse 'Defol git buradan' diyeceğiz, o da çekip gitmek zorunda kalacak. Bir arkadaşımız geldiğinde de 'Kalsana bu gece burada' diyeceğiz ve ona fazladan koyduğumuz yatağı vereceğiz, o da bizimle birlikte kalacak o gece. Bir av köpeğimiz birkaç da tekir kedimiz olacak, tabii sen kedilere göz kulak olacaksın ki yavru tavşanları haklamasınlar."
Sayfa 70 - Sel Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
"Birkaç domuzumuz da olur. Büyükbabamınki gibi bir tütsü kulübesi de yapıveririm ben, domuzlardan birini kestik mi etini tütsüler, pastırma, jambon, sosis yaparız. Nehirde pembe alabalık akını olduğunda yüzlerce yakalar, tuzlayıp ya da tütsüleyip kuruturuz. Kahvaltıda onlardan yeriz. Tütsülenmiş alabalık kadar lezzetli bir şey yoktur bana kalırsa. Meyve ağaçlarındaki meyvelerimiz olgunlaştı mı hemen kon- serve yaparız. Domateslerden de konserve yapabiliriz, domates konservesi yapmak kolaydır da. Her Pazar ya bir tavuk ya da bir tavşan keser yeriz. Bir keçi, bir de inek besleriz belki, neden olmasın? Öyle kalın bir kaymak yaparız ki sütümüzden bıçakla kesip kaşıkla yemek zorunda kalırız." Lennie gözlerini kocaman açmış, George'u dikkatle dinliyordu. Yaşlı Candy de George'a bakıyordu. Lennie alçak bir sesle: "İhtiyacımız olan her şey kendi toprağımızda olacak," dedi. "Tabii ki öyle olacak," dedi George. "Bahçemizde her tür sebzeyi yetiştireceğiz. Canımız viski çektiğinde de birkaç yumurta ya da ne bileyim başka bir şey, biraz süt satarız mesela. Orada mutlu bir hayatımız olur. Oraya ait hissedebiliriz kendimizi. Artık o çiftlikten bu çiftliğe gidip kötü bir aşçının pişirdiği iğrenç yemekleri yemek zorunda kalmayacağız. Hayır efendim, artık bizim hayatımız böyle olmayacak. Kendimizi bir parçası gibi göreceğimiz güzel bir toprağımız olacak ve artık bu derme çatma yatakhanelerde yatmayacağız."
Sayfa 69 - Sel Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
"George?" "Hı?" "George kendi küçük toprağımızı satın alıp ektiklerimizi yiyip tavşanlarımızı sevmemize ne kadar zaman kaldı?" "Bilmiyorum," dedi George. "Bayağı bir para biriktirmemiz lazım ikimizin. Ucuza alabileceğimiz bir arazi var kafamda, ama işte onun için bile para biriktirmek gerekiyor, bedava vermiyorlar ki." Yaşlı Candy yavaşça döndü yüzünü. Gözlerini kocaman açmıştı. George'a dikkatle bakıyordu. "Anlatsana orayı George," dedi Lennie. "Daha dün akşam anlattım ya." "Olsun, yine anlat George." "Tamam anlatıyorum işte. Beş dönüm bir arazi. İçinde küçük bir yel değirmeni var. Bir de küçük bir kulübe ve bir kümes var. Kulübede mutfak da var. Meyve bahçesinde kiraz, elma, şeftali, kayısı, badem ağaçları var. Yonca kaplı bir tarla ve onu sulayacak bol bol su da var. Bir de domuz ahırı..." "Ve bir de tavşanlar var ya George." "Henüz tavşanlar için bir yer yapmayı planlamadım ama, sen istiyorsun diye birkaç büyük kafes yaparım onlar için, sen de yoncayla beslersin tavşanlarını." "Beslerim tabii," dedi Lennie. "Ne güzel beslerim ben onları bir bilsen."
Sayfa 68 - Sel Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
Dünyanın çarpıklaştığına dair olan görüşü sürekli olarak güçleniyordu ve neredeyse ilk günlerden itibaren çevresinden bir kaçışı planlamış ve kişiliği ile hayallerinin gelişeceği bir yer hayal etmişti. Amerika'yı en klişe hâli ile fırsatlar diyarı ve hayallerini mümkün kılacak bir platform olarak görüyordu. İşte bu; yalnız, utangaç ve “toplu aydınlanma" hayalinden en üst düzeyde ciddiyetle bahseden Güney Afrikalı gencin Amerika'nın en maceraperest endüstri iş adamı olmasının hikâyesidir.
Sayfa 37 - Buzdağı yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam