Susmakla konuşmak arasında nasıl ince çizgiler, hassasiyet var. Bakarsın konuşmak şeytandan, bakarsın susmak.
Ey gönlüm, ben bunların tümünü sana söyledim.
Ama dil yine eksik etti. Başkaları kendilerine bilip, seni ârif belledi.
Bak gönüldaşım... Herkesin seviyormuş gibi yaptığı, ancak sevginin ne olduğunu pek az kimsenin bildiği bir zamanda yaşıyoruz. Halbuki sevgi ayrık otları gibi rastgele büyümemeli kalbimizde. İtinayla seçilmeli toprak; ağacı görmek istediğimiz yere ekilmeli tohum.. Yazın buharlaşmayacak, kışın donmayacak, sonbaharda yapraklarını dökmeyecek, yani hep aynı kalacak ya da artacak sevgi. Altını görünce gümüşten, gümüşü görünce bakırdan vazgeçmeyecek. Tagora gibi "İstediğin zaman lambayı söndür. Senin karanlığını da tanır ve severim."diyecek.
İstediğin zaman lambayı söndür. Senin karanlığını da tanır ve severim...
(Alıntı)
Susmayı, söylediklerine değer verilmediği anda öğrenirsin. Sonra o gözlere konuşmak anlamsız gelir sana.
Bu seferde konuşmuyor olursun. Sesi soluğu çıkmayan..
Oysaki sana susmayı öğreten o insanlardı..
E.