Ürkek ve yıpranmış bir nehir gibi
Yıllar var ki, derinden akıyorum
Karanlığın kanatları vuruyor
En ateşli sahiline ömrümün
Bırakacak neyim kaldı dünyadan
Ruhum mecnun, kalbim yorgun, gönlüm su
Aldatıyor beni bu yâr uykusu
Alev alev kendimi yakıyorum
Sana ellerimi bırakıyorum
Hz. Sıddîk ise: "Ben, Resûlullah'dan (s.a.v.) bir şey işittim ve hâlâ unutmadım. 'Allâhü Teâlâ, bir peygamberin ruhunu ancak defnolunmasını istediği yerde alır', diye buyurdu. Onu döşeğinin olduğu yerde defnediniz" dedi. Hazret-i Âişe'nin hanesinde, üzerinde âhirete intikal ettiği döşeği kaldırıldı ve yeri kazıldı, bir lâhid yapıldı ki, hâlâ Ravza-i Mutahhara denilen mübarek mahaldir. Bu lâhdi yapan Ensar'dan Ebû Talha hazretleridir.
Yıkanacağı vakit de elbiselerini çıkarıp çıkarmamak hususunda sahabiler arasında ihtilâf olundu. Bu sırada onlara Allah tarafından uyku geldi. "Onu esvabı üzerinde iken gaslediniz" diye bir söz işitildi, söyleyen bilinemedi, fakat öylece amel olundu.