Öncelikle okuyun. Herkes okumalı. Bazen düşündüğümüz ama dile getiremediğimiz, bazen düşünemediğimiz ya da anlam veremediğimiz, bazen bildiğimiz ama kabullenemediğimiz şeyleri, Nietzsche adeta döve döve anlatıyor. Sıklıkla şiirsel bir anlatım kullansa da üslup sert ve acımasız. Kimsenin söyleyemediğini söylüyor. Hadi ya o kadar da değil derken bile içten içe hissediyorsunuz doğru söylediğini.
İnancınıza, yaşantınıza ters düşen anlatımlar büyük ihtimalle olacak, ama tarafsız bir gözle okumayı başarabilirseniz mutlaka kendinize birşeyler katabilir, Nietzsche'nin üstün insanına yaklaşabilirsiniz.
İnsan, hayvanla üstüninsan arasında gerili bir iptir ve insan aşılması gereklidir diyor, Zerdüşt. Peki nasıl aşar insan kendini? Yol gösteriyor, ama öyle armut piş ağzıma düş değil, benzetmeler kullanıyor, özdeyişlerle anlatıyor. Bu da insanı düşünmeye sevkediyor.
Herşey tekrar eder, dediği "bengidönüş" kavramı üzerinde duruyor. Biz de "tarih tekerrürden ibarettir" deriz bazen buna. Zaman içinde olaylar, olgular tekerrür eder ve "yeniden, değerlerin değerlendirilmesi" gerekir diyor.
İyilik, kötülük, dürüstlük, yalan gibi kavramlar üzerine söyledikleri, erdem, kültür, merhamet ve bir çok değer üzerine söyledikleri, okurken biri dürtmüş gibi irkilmenize sebep oluyor.
Mesela İyilik üzerine söylediği "iyilik zararlıların en zararlısıdır" yalan üzerine söylediği, "ben hiç yalan söylemem diyenlerin hangisi hakikati sevdiği için yalan söylemiyor?" İyilik yapmak iyi midir? Hakikat sevilecek bir şey midir? Düşündürüyor gerçekten düşündürüyor!
Şu ana kadar, kapattığım eski hesabımda dahil olmak üzere, en çok alıntı paylaştığım kitap oldu kendisi. Bu alıntıların önü arkası okunmayınca, neyi ifade ettiğini anlamak zor; kaldı ki kitaptaki bir çok şeyi anlamak, anlamlandırmak mümkün