Feyza

Kapitalizmin patronluk ruhu, onun için Tanrıya ortak koşmanın bir marjıdır. İslâm ruhunda ise, iş sahibi de işçisi gibi bir işçidir. Kârı sınırlı olacaktır. Kazancını israf edemez, istediği gibi tüketemez. Kazancı, mülkü, sermayesi, ona Allah’ın bir emanetidir. O, emanete ihanet etmez. Devletin veya Toplumun yetkili kurumlarının çizdiği genel ve dinamik ekonomi tablo ve perspektifinde, yararlı yerini alacaktlr. Toplumun bütün kişileri gibi, ekonominin genel ilerleyiş rotasını izleyecek, temposuna uyacak, gidişine ayak uyduracaktır. Kendi çıkarını, Toplumun ve öbür kişilerin çıkarında görecektir. Toplumun genel çıkarını baltalayıcı davranışlardan kaçınacaktır. “Her şey Allah içindir” fikrinden bir an için ayrılmamaya çalışacaktır.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Reklam
Müslüman kuvvetli olmak borcundadır. Hem kendi inanç ve medeniyetini korumak, hem zulmün insanlığa el koymasına mâni olmak için. Müslüman, inançsızdan evvel davranıp eşya ve tabiat kuvvetlerine hâkim olmalı, sahip çıkmalıdır. Allah’ın halifesi olarak bu, onun ödevidir. Bu el koyuş, ekonomi ilminin çerçevesinde olacaktır. Allah, eşya ve tabiata hâkimiyetin sırlarını ve anahtarlarını, yine eşya ve tabiata gümüştür. Ve aklıyla bu sırları, bu kanunları ortaya çıkarmasını insandan istemiştir. Bu kanunları ve sırları bulup çıkartmaktan kaçınmak için hiç bir mazeret yoktur. Aklı, Allah’ın bu büyük nimetini kullanmayış, nefs esaretinin bataklıklarından biri olan tembelliğe düşüşten ileri gelir. Oysâ, sürekli olarak ilerleme borcunda olan müslümanın aynlmaz özelliklerinin başında çalışkanlık özelliği yer alır.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Müslümanlar ilkin islâmın zaman ve tarih sorumluluğunu yitirdiler, daha sonra da toplum borçlarına olan duyarlılıkları zayıfladı. En sonunda da, günümüzde, ne yazık ki, şeytanın ve islâm düşmanlarının saldırıları her birimizin iç benliğine doğru sarkmağa başladı. Artık en büyük savunma savaşımızı içimizde veriyoruz.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Müslüman, kendini müslüman bilmek veya saymakla müslüman olamaz. Müslümanlığı bir varoluş haline getirmek borcundadır. Oluştan varoluşa geçmek, bu geçişi sürekli olarak geliştirmek ve verimlendirmek, bu varoluşun şuur ve sorumluluğuyla dolup taşmak kaygısını taşımalıdır o.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Yani sadece psikolojik müslümanlık, sadece sosyolojik müslümanlık veya sadece tarih içi müslümanlık yetmez. Her müslüman önce, kendi iç dünyasında müslüman olmalı, fakat ondan ayrılmaz bir şekilde toplum içinde ve toplum halinde de müslüman olmayı şart olarak idrak etmeli. Ve nihayet bu psikolojik ve toplumsal muhtevaya mutlaka tarih şuurunu da eklemeli. Ancak bu şartla, müslümanlığı temel anlamda eksiksiz bir bütünlüğe kavuşmuş olur.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Reklam