Sevgi sizi çağırınca, onu takip edin, yolları sarp ve dik olsa da...
Ve kanatları açıldığında, bırakın kendinizi, telekleri arasında saklı kılıç, sizi yaralasa da...
Ve sizinle konuştuğunda, ona inanın, Kuzey rüzgârının bir bahçeyi harap edişi gibi, sesi tüm hayallerinizi darmadağın etse de...
Çünkü sevgi sizi yücelttiği gibi, çarmıha da gerer. Sizi büyüttüğü ölçüde, budayabilir de...
En yükseklere uzanıp, Güneş’le titreşen en hassas dallarınızı okşasa da, köklerinize de inecek ve onları sarsacaktır, toprağa tutunmaya çalıştıklarında...
Mısır biçen dişliler gibi sizi kendine çeker; Çıplak bırakana kadar döver, harmanlar; Kabuklarınızı, çöplerinizi ayıklar, eler...
Bembeyaz olana kadar öğütür sizi; Esnekleşene kadar yoğurur Ve Tanrı’nın İlahi sofrasına ekmek olasınız diye, sizi kendi kutsal ateşine savurur...
Sevgi bütün bunları, kalbinizin sırlarını bulasınız diye yapar. Ve bu biliş, Hayat’ın kalbinin bir cüzünü yaratır...