Finlandiya’nın eğitim gerçeğini irdeleyen bu kitap ülkemizin eğitimde neden sınıfta kaldığını gözler önüne seriyor. Sevgi, ilgi, oyun gibi duygusal ihtiyaçları doygunluğa ulaştırılmayan hiçbir çocuk kendisini yapılandırılmış öğrenme süreçlerine adapte edemez . Dahası öğretmenliği de sonsuz öğrenme sürecinin ve sürekli gelişimin bir parçası olarak gören Finlandiya’da yatırımın sadece kitaplara yapılmadığını gösteriyor . Kendisini bu çarkın bir dişlisi olarak görmeyen , okumayan , eleştirmeyen , araştırmayan , geliştirmeyen , gezmeyen , görmeyen hiçbir eğitimcinin öğretmen sıfatını taşımadığını bize hissettiriyor . Eğitim tüm bileşenleriyle (aile, öğretmen,çevre vb) işbirliği ve yüksek çabanın sonucunda gelişir. Akademik başarı olarak gördüğümüz buzdağının görünmeyen alt kısmını da duygusal ve sosyal doyum oluşturur. Kendisini geleceğimizin teminatı öğrencilerine adayan , iğne ile kuyu kazdığının farkında olan ama bundan vazgeçmeyen , öğretmenliği yaşam felsefesi olarak benimseyen eğitim neferi meslektaşlarıma saygılarımla