“ Tanrım bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etme gücü, değiştirebileceğim şeyleri değiştirme cesareti ve bu ikisi arasındaki farkı anlayabilme sağduyusu ver. “
Asla benim halkımın yanlış, kendi kabilelerinin doğru yaptıkları hakkında bir yargıda bulunmadılar. Tavırları sevgi dolu bir yetişkinin, sağ ayağını sol ayağına sokmaya çalışan çocuğu izlemesine benziyordu. Ayakkabılarını ters giymiş bile olsa bir insanın kilometrelerce yürüyeceğini kim söylerdi ki?
Yola girmek, yolda adım atmak bir ‘an’da olur, her an mümkündür yol gerçeği seçmeyi ve her an yeniden seçmeyi içerir. Her gün bir adım, bir adım daha, bir hikayeden daha özgürleşerek, kendine zarar verdığin her bir düşünceyi, inancı, alışkanlığı daha sorgulayarak, bırakarak, bir adım daha kendine yaklaşarak, bir kez daha tepki değil, etki olmayı seçerek, olumsuz hissettiğin her an, yeniden merkeze yani eve gelerek ilerleyeceğin bir yolda yürümektir.
Zihnin sen olmadığını, senin o düşünceleri izleyen olduğunu fark et. ‘Ben bilincim!’ de. Hem düşünceleri hem duyguları hem de bedeninde olanları, mesela bir ağrı, sadece izleyen olduğunu fark et. Bu düşüncelerle ilgili hiçbir şey yapma. İzle. O düşüncelerden birine inandığında oluşan duyguyu izle. Sen o duygu da değilsin. Sen bilinçsin. O duygu seni kim yapıyor izle. O senin o anki oluşun işte. Kim olduğun. Yaşama kendini kim olarak sunduğun…