Oğlum, sen Julii’lerin kanındansın. Ataların karanlıkta ışık damlalarından başka bir şey yokken gece göğüne bakarlardı. O ışıkları birleştirmek için yollar yaptılar. Aynı zamanda insan ırkının koruyucuları olan Barca kanındansın. Nefret edilecek ve nefret edeceksin. Seveceksin ve sevileceksin. Düşeceksin ve yükseleceksin. Huzuru asla tanımayacaksın ama neşeyi bileceksin. Hatta gemilerde karanlık denizlere açılabilir ve yabancı ormanlarda su perilerinin yanında uzanabilirsin. Sen babanın oğlusun. Sonsuza dek oğlumsun. Sonsuza dek Ulysses’imizsin.
“Bugün burada olan herkes de sizin kaderinizden ders alsın, düzeltmeleri gereken davranışları varsa düzeltsin veya her şey kusursuzsa, böyle devam etsin. Zira her ağaç darağacı olabilir ve her insanın asılabileceği bir boynu var.”
Ah biz zavallı kadınlar! Biz evlendiğimizde sanıyoruz ki bir koca, bir yoldaş alıyoruz. Halbuki erkekler bize o gözle bakmıyorlar. Onların evlendiklerinde eşlerine verdikleri değer, satın alacakları bir beygir veya bir arabaya verdikleri değerden azdır.