İnsanın tüylerini diken diken edecek kadar etkili bir kitap.
Hayatın acımasız gerçekleriyle yüzleşmiş, geçmişe hayıflanan, gelecek için kaygılanan, yalnızlığı kaçış görüp çok şeyden mahrum kalan, sahip olmadıklarının yasını tutmaktan elindekinin kıymetini bilemeyen insanlar nasıl iyileşebilir?
Yalom bu soruların cevabını canımızı acıtsa da tokat gibi yapıştırmış âdeta. Lafı pek fazla uzatmadan Yalom'a bıraksam daha iyi olacak sanırım... Alıntılarla devam edelim...
"Zarar gördüm düşüncesini ortadan kaldırırsan zararı da ortadan kaldırmış olursun."
"Dışarıdaki hiçbir unsur sana zarar veremez çünkü sana yalnızca kendi bozuk ahlakın zarar verebilir."
"Hayat geçici. Her zaman, herkes için. Ölümü bedenlerimizde taşıyoruz."
"Doğru olanı yapmamak, yanmaktan da kötüdür."
"Kendini korumaya almışsın ama bedeli ağır olmuş. Kendini çok fazla şeyden mahrum bırakmışsın."
"utanç asla tek kişilik bir olay değildir."
"İnsanlarla buluşmaya ayırdığım zamandan çok daha fazlasını onlardan kaçmaya ayırıyorum."
Sabrın bir zeka biçimi olduğunu öğrendim. Her şeyin hemen çözülmesi gerekmiyor, her şeyin net bir cevabı olması gerekmiyor. Bazen yapabileceğiniz en iyi şey nefes almak, gözlemlemek ve olayların kendi akışına girmesine izin vermektir.
Yiğitlik inkar gelinmez
Tek'e - tek döğüşte yenilmediler
Bin yıllardan bu yana, bura uşağı
Gel haberi nerden verek
Turna sürüsü değil bu
Gökte yıldız burcu değil
Otuzüç kurşunlu yürek
Otuzuç kan pınarı
Akmaz,
Göl olmuş bu dağda...