Günümüzde anlaşılması güç olan hususlardan biride,İslamdışı bir toplum düzeni içinde yaşandığı gerçeği vurgulanırken ortaya çıkıyor.Bu iddiaya karşı öteden beri hep aynı defi ileri sürülür ve denir ki:camiler açıktır,isteyen orucunu tutuyor.zekâtını veriyor,hacca gidiyor;bütün bunların yapılmasına müsaade ediliyor:öyleyse İslâm'ın şartlarını yerine getirme hususunda daha ne isterim? Bunları yapmaktan kimse beni yasaklamıyor.Oysa bütün bunları mesela Amerikan toplumunda da yerine getirmek mümkündür.Bütün bu şartları ihlâsla yerine getirmenin bizi Müslüman kılacağı kuşkusuz bir gerçek olsa bile,bu gerçekten ancak ve yalnız tekil Müslümanların zuhur etmiş olacağı,oysa sorunun bunun üstünde ve dışında olduğu nasıl açıklanmalı?
Harikayı görmek için yükseltilmiş olan Babil Kulesi,sadece körlüğün remzi olmuştur.Bir yazarın dediği gibi Babil Kulesi tanrıya yükselmek için değil,tanrıyı yere indirmek niyetiyle inşa edilmiştir.Oluş harikasını görmeye,yeryüzüne dikilecek hiçbir Babil Kulesi kâfi gelmeyecektir, kuleyi kendi yüreğinde yükselticeksin.O zaman,o kulenin her cihetinden yeni bir harika göreceksin.
Müslümanlar,kendilerine mahsus avantajlarının bilincinde olabilselerdi, şimdiki yerlerinden daha farklı bir yerlerde olabilirlerdi.Ama bu avantajları,işler hale getirmedikçe işe yaramıyacaktır.Bu avantaj,yükte hafif pahada ağır bir şeydir:Müslümana yaşamak.Bu yaşamayı kendimize mahsus bir avantaj haline getirebilirsek;beygirin tekmesini,yılanın dişini,tavşanın bacaklarını etkisiz hale getirme şansını da elimize geçirmiş oluruz.