ceyda

ceyda
Ankara
77 okur puanı
Haziran 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·152 syf.··
2022 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2022 22:30
Zehra Hanım'ın "Aşk-ı Vakar"ı basılı tek kitap olduğu için Türk edebiyatının ilk kadın yazarı olarak betimlediğimiz Fatma Aliyeciğim aynı zamanda ilk Osmanlı feministlerindendir. Okuma oranının azlığı, kültür ve sanatla etkileşimin zorluğu ve yanlış batılılaşma ile ön plana çıkarak ahlaki olarak yozlaşmış hem de ataerkil bir yapıdaki toplumda kadının "kimseye" muhtaç olmadığını, özgürce yazabileceğini ve okuyabileceğini kimi zaman "Refet" gibi karakterler ile kimi zaman da "Kadınlara Mahsus Gazete"de kadın olduğundan gurur duyarak anlatmıştır. Kibirin kaynağı onun iyi ya da kötü olması için bir ölçüt müdür ? Basit mantık için edebiyat ile genelleme yapmak ya da özel bir noktaya odaklanmak edebiyat için bir hakaret teşkil edebilir. Herhangi bir karakterin bir yönünü değerlendirirken bile oldukça hacimli yaklaşmak zorundayız. Bunun yanı sıra unutmayalım ki Refet özel bir karakter.Fatma Aliyeciğime göre "...acize gurur yakışmaz." Refet de bunu pekâlâ bildiğinden olacak kendisindeki hâli "vakar" ve "sebat" ile betimliyor. Fatma Aliye'nin eseri yazarkenki öncelikli amacı direkt yüreğimize dokunmak olmayabilir ama Refet'i kitaptan çıkarıp gerçek ile özdeşleştirmemeye çalışmak elde değil. Hepimizin "...mukadderata inat..." -biraz da- tasavvurunun bile başımızı döndürdüğü amaçları var. Evet, işte Refet'imiz de bu "...mukadderat inat..." kısmı için var. Çünkü güzellikten, sağlıktan, zenginlikten yazgı tarafından koparılmış Refet. Batılılaşma yolculuğunda geleneksel hikaye anlatıcılığından kopamayan edebiyat için klasik bir oluşum: İzzetinefsine karşı çıkan yazgıya bedel öder. Refet biraz da buna uymadığı için güzel. Refet Çalıkuşu için bir model miydi, diye düşünmemek elde değil. Reşat Nuri, Refet'ten ne kadar etkilenmiş bilmiyorum ancak edebiyat ile ilgisini güçlendiren
Edebiyat
RefetFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20187,3bin okunma
Reklam
Bir Kadın Varmış...
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2021 15:12
Yanlış batılılaşmanın getirdiklerinin pardon götürdüklerinin izini taşıyan ve siyasi çalkantıların ağırlığı altında ezilen zamanı toplumunun insanlarını duyumsayabilen yazarımızın "yazıya aktardığı öykülerinde kişilerin ruhsal derinliklerini yansıtma çabası içinde olduğunu görüyoruz." Servetifünun'a tepki olarak doğan Fecriati Topluluğu içinde bulunmasına karşın Mehmet Rauf ve Halit Ziya etkilerini yazarımızda belki de bu yüzden görüyoruz. Antik Yunan'dan beri kullanılmasına karşın ruh dünyamızdan uzaklaşarak kaybolduğumuz için sınırlanmış yaşantılarımız içinde anlamını unuttuğumuz bir kelime sanırım ki "paranoya". "Delilik" anlamını taşıdığı için belki de bilimsel tarafını görmezden gelmek isteyerek abartılı üslubumuzla kurduğumuz günlük diyaloglarımız içinde sıradanlaştırdık bu kavramı. Normal ile anormalin farkını araya girecek parametreleri düşünmeden ya da düşünsek bile direkt yapamayacak bizler için anormalden kaçış niçindi? Bilimsel olarak bunların farkını yapmamızı sağlayan bir ölçüt olmamasının yanı sıra toplumsal normlara yakın olanın normal kabul edilmesi ilginç. Bu, karakterimizin kendi tercihleri sonucunda karşılaştığı ruh elemlerinde karakterimizin üstündeki toplumun doğruları baskısının etkili olduğunu mu gösteriyordu? Yoksa bu ruh elemleri, karşı çıkılan izzetinefis ve kadınlık gururundan mıydı? Karakterimizin ruhsal dünyasında daha derinlere inmeliyiz bunları anlamlandırabilmek için Uğruna, ailesini terk ettiği adamın ihanetinin getirdiği yalnızlığa alışma düşüncesinin acısı ile yaşıyor karakterimiz eserin başında. Kendisine değer verdiğine inandığı birini kaybetme düşüncesi ona karşı nefret duymasına sebep oluyor. İronik kısım, bu nefretin kişiler arasındaki güçlü olduğu iddia edilen bu bağdan kaynaklanması, artması. Paranoit bozukluklardan en
Edebiyat
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,033 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2021 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mart 2021 09:08
Şinasi'nin gazeteciliğe ilk atıldığı zamanlarda "Tercüman-ı Ahval"da tefrika ettiği güldürü, batılı anlamda Türk tiyatrosunun ilk yapıtıdır. Alafranga bir tipleme olarak karşımıza çıkan Müştak Bey'in uğruna şiirler yazdığı Kumru Hanım yerine onun evde kalmış, çirkin, yaşlı ablası Sakine Hanım'la para uğruna her şeyi yapacağına inandığımız "demagog" Ebüllaklaka ve "kendi menfaati için aşk ve muhabbet tellalığına karışan" Ziba Dudu'nun çevirdiği küçük çaplı (!) entrika ile az kalsın evlendirilmesi meselesini bütün mahallelinin dahil olmasıyla oluşan kargaşa havasıyla okuyoruz. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın da dediği gibi "hemen hemen konusuz denecek bu eserin" dikkat çeken iki yönü vardır: O güne kadarki edebiyat yolculuğumuzda bir haber kaldığımız "realizm"e kapı açması ve bunu meddalık, halk hikayeciliği geneleği ile harmanlaması. Müştak Bey'in geleneksele karşı başkaldırısı ahlaki ikilemler içinde kaybolmuş toplumdaki bireyselleşemeyenleredir aslında. Böylelikle "Müştak" sözcüğünün Arapça "özlenen,hevesli" anlamındaki "şevk"ten gelmesini ve eserin toplumsal yergi havasını ortak paydada toplayabiliriz. Bu yüzden özellikle Tanzimat ile edebiyatımız, ahlâkî ikilemler içinde kaybolmuş topluma yenileşme karşısında yol göstermek için bir amaca dönüşmüştür.
Edebiyat
Şair Evlenmesiİbrahim Şinasi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202520,4bin okunma
Heyhat!
Puan vermedi·175 syf.··
Beğendi
·
2020 48. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2020 17:58
Eski kabul edilmek istenen adetlerin toplumun değişiminde önemini, aile ve evlilik üzerindeki yadsınamayacak etkilerini Talat ve Fitnat'ın aşkı etrafında bize aktarılan olaylar ile bir Tanzimat klasiği okuyoruz: Taaşşuk-u Talat ve Fitnat. Yazar, Osmanlı'nın moderleşmesinin aileden başlayacağını vurguluyor.Aslında toplumun geleneksel ile modern arasında kendini bulmaya çalışmasının ailedeki yansımasını okuyoruz.Bir evde iki kadın, Saliha Hanım ve dadı Ayşe Kadın... Talat'ın evliliği meselesi karşısında; oğlunun görüşlerine verdiği değer ile Saliha Hanım modernin, dadı Ayşe Kadın ise görücü usulü evliliğe inancıyla -özellikle üslubu ile- gelenekselin sembolü. Rıfat Bey'in yokluğundaki otorite boşluğunu dadı Ayşe Kadına bırakan Saliha Hanım bunun eksikliği ile belki de oğluna daha şefkatli yaklaştıyor. Osmanlı toplumundaki değerler çatışmasının, yazarı bunları sorgulamaya itmesi ile oluşan hazin son trajedi havası katıyor.Tragedya erdemli, soylu davranışların temsilidir. Talat ve Fitnat'ı asil kılan ise sevgilerinin saflığıdır. Talat, bu sevgi karşısında kadın kılığına girecek kadar başkalarının gözünde alçalmıştır. Peki kendi izzetinefsini, aradaki sevgiliden üstün görenlere kendini tanıtan kader, bu saf sevgi karşısında etkisiz kalır mı ? Gözler kalbi yansıtır, Fitnat'ın kalbi Talat'ın idi. Kalbi; feleğe direnişini,göz yaşları ile anlatıyordu. Belki aşk onun gönlünü tutsak etmişti ama zorla evliliğin özgürlüğüne el koyması daha ağırdı."Bu dünyada hürriyet yokmuş. Dünyanın en hürleri esirlermiş."(s?) Gözümde canlanan Francesco del Cossa'nın "Saint-Lucy" tablosu...Zorla evliliğe tepkisini göstermek için gözlerini çıkarmıştı, kalbindeki sevgi kirlenmesin diye Lucia. Önce Lucia kadar şanslı değil Fitnat dedim ama kavuşmanın diğer tarafta olacağını kabul etmeye zorlayan
Aşk
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Kent Yayınları · 201238bin okunma
"Vâveylâ"
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2021 04:01
"Spoiler" içerir, düşünme odaklı okuma sevmeyenler okurlar(!) Nazım'ın evlilik teklifini sen beni değil ideallerini seviyorsun,beni onlar için bir araç olarak görüyorsun diyerek reddetti; zengin ve gün görmüş (!) Hüsnü Paşa ile evliliğin kutsal bağına, sevgi göreceğine inanarak evlenenen pek gururlu Handan. Handan gururlu, şımarık ve toydu. Ama Nazım'ın izzetinefsi daha büyüktü! Bunun için kendini feda etse çok muydu Nazım ? Refik Cemal'in karşısında kitap okuyan bu kadın nasıl bu kadar Nazım'ı hatırlatırdı? Hayır, yalnızca onu öldürdüğü için değil, idealini yaşatmasının ironisi ile... Hüsnü Paşa seni aldatmadı, sen her seferinde aldanmışı oynadın zira bir insan bu kadar acı çekmekten mutlu olabilir, evliliğin kutsallığı lakırdısını duymaktan sıkıldığım Handan! Nazım, olacakları önceden sezmiş gibi sesimi duy dercesine mi okuyordu "Vaveyla"yı Handan'a?Bir yandan Refik Cemal'e inanmak, bu kadının acı çekerek olgunlaştığını görmek istiyorum. Handan'ın, Nazım'dan kalan "Vaveyla"sını duyuyordu o. Hüsnü Paşa'ya mektubunda ben senindim ama sen hiç benim olmadın diyordu Handan."...seni bilmiyor değilim, beni sevip sevmediğini bilmiyorum." Evet, Hüsnü Paşa'n seni seviyordu ama ruhuyla değil."Ya senin kalp diye beklediğin şey onda sinir sisteminden başka bir şey değilse ?"(s.117)Bu ikilemin doğurduğu kıvılcım...Heyhat, Handan'ın sakat ruhu ile Refik Cemal'i de bitiriyordu bu buhran.Server de olmasa nasıl bileceğiz bunları ?Handan'ın buhranı önce kalbini sonra dimağını esir aldı.Küçük buhranları, sebebsiz ruh elemi görmek... Gerçeklerle yüzleşmekten kaçtıkça buhranın büyüğü küçüktü olur mu ?İzzetinefse direnmenin bedelini, Hüsnü Paşa'nın götürdüğü benliğini aramaya çalışırken çektiği acılar ödeyebilir miydi ? Handan'ın yerini hastalığa bırakan buhranı içindeki muhtaçlığının
Edebiyat
HandanHalide Edib Adıvar · Atlas Yayınları · 19957bin okunma
Reklam