Mahkemenin reddettiği kanıtların pek çoğu, zekânın en iyi kanıtlar olarak gördüğü şeylerdir. Çünkü mahkeme, kendini kanıtlarla ilgili genel ilkelerin -kabul edilmiş ve kayıtlara geçirilmiş ilkelerin- rehberliğine bırakarak, özgül durumlarda bu yoldan sapmaya karşı bir tutum içindedir. Çelişkiler içeren kuraldışı durumları inatla göz ardı ederek böyle sıkı sıkıya ilkelere bağlı kalmak, uzun bir zaman ardıllığı içinde ulaşılabilir olacak gerçeğin en büyük kesimine ulaşabilmenin güvenli bir yoludur. Bu nedenle bu uygulama bir bütün olarak felsefidir; ama bunun çok büyük boyutlarda bireysel hata yapma tehlikesini birlikte getirdiği de oldukça kesindir.