Ferhat Gökhan

Ferhat Gökhan
@MoonlapseVertigo
Kütüphaneci
Yüksek Lisans
7 okur puanı
Eylül 2016 tarihinde katıldı
Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·97 syf.·
2019 401. kitabı
Ahmet Telli
8.5/10 · 3.475 okunma
İlk Susan
Senin için yazmamış olduğum bütün aşkları, yeniden, baştan, yazmayı istedim. Sana, hepsi senin olacaktı. Suçunu kimseye yükleyemem bir aşk sabahı yoluna çıkışımı. Gözyaşları ardına süzülen dünyaların kırık titrekliği ile eriyordun ışıkta. Işıklaşıyordu kapkara saçların. Başın önüne eğikti ve daha seni bilemeden, yüzünün yeniliğinde susmağa başladım. Üç defa ışıktan çalmak istedim seni, bir kolun, bir koltuğun, bir elin kavrayışında. Üçüncüde ben kasıldım. Sense denizle ışığın boğuştuğu yerdeydin. Kış henüz geriniyordu; ötende nisanlaştı. Mevsimler uzunluğunca peşinden geldim.
Evler Evler
Gün biraz daha uzasın, güneş biraz daha geç batsın diye kimseye sezdirmeden çırpınır dururdu akşamlara dek. Bunun için elindeki işi biraz daha geç bitirir, alacakaranlık, çalıştığı odayı soluk alınmaz hale getirene dek ışıkları yakmaz, nihayet dışarı çıkmak zorunda kalınca da hiçbir anlamı olmadığını bildiği halde, gündüzleri bir kez bile bakmadığı ışıklı vitrinler önünde uzun uzun oyalanırdı. Tüm bunlara yenik düşünce de, gecenin bir araya getirdiği küçük grupların çevresinde, adı konulmamış tuhaf bir yakınlık duygusuyla, her solukta biraz daha canına yapışan iç boğuntusunu yatıştırmaya çalışırdı. Ne var ki hiçbir gündüz geceden geçmeden sabaha çıkmıyordu ve kim olursa olsun, gece, sokaktaki saltanatına kimseyi ortak etmiyordu. İnsanlar evleri ne için yapmışlardı? İnsanın pasını dokunmadan alan gülüşlerin özel içtenliği; iki gövdenin birbirini büyüttüğü yatakların kırmızı buhurdanı; her gece bizi ülkesine konuk ettikten sonra bıkıp usanmadan dünyamızı onaran uykular; evlerde yaşanırdı ancak.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Puan vermedi·479 syf.··
2000 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2000 00:00
Yorum ve inceleme yapabilecek cesareti bulamayacağım kadar özel, bir o kadar da kendi okurunu, kendi yolculuğunu yazan bir kitap. Ama sanırım Oğuz Atay'ı ve onun dünyasını en iyi anlatan kitap. Ey okur! Şunu bilesin; elinde tutmuş olduğun bir kitap senin aynandır. Her sayfasında kendini bir kez daha görüp, bir kez daha kendine bakarsın. Hatta sadece kendine bakmayı bırak, tekrar tekrar çevrene de dönüp bakmaya başlarsın. Ve işte o zaman kendi içinde ve etrafında "Tehlikeli Oyunlar" ın nasıl oynandığını görürsün. Ey okur! Söylesene, neredesin?
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma