Beni bu yaratıkla yalnız bıraktılar sonunda, ama hayır, yalnız bırakmakla kalmadılar, bir hücreye de tıktılar, her şeyden çok korktuğum bu yaratıkla, kendi kendimle.
Biliyor musun nasıldır insanın kendi eline bırakılması, kendisiyle baş başa, kendi insafına terkedilmesi. İlle de korkunçtur diyemem, ama bu dünyada yaşadığımız en akıl almaz serüvenlerden biridir: İnsanın kendiyle yüz yüze gelmesi. Burada 432 no'lu hücredeki gibi yüz yüze gelmesi: çıplak, çaresiz, tüm dikkati yalnızca kendi üzerine odaklanmış, ayırıcı bir özellikten, avuntudan yoksun, her türlü eylem olanağından uzak. Ve en onur kırıcısı da bu: Bir eylem olanağının bulunmayışıdır. Bir şey içmek ya da vurup kırmak için bir şişenin, firar etmek için bir havlunun, damarlarını kesip canına kıymak için bir bıçağın, yazmak için bir kalemin bulunmayışı, hiçbir şeyin olmayışı, kendinden başka hiçbir şeyin.