" Hoşuna gidiyor mu? "
" Çoook. Elimden gelse seninle 852 bin kilometre hiç durmadan konuşurdum. "
" O kadar yola nasıl benzin yetiştiririz? "
" Gider gibi yaparız. "
Onu düşünmekten kendimi alamıyordum. Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçası ile kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak bir güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi...