Hayat dediğimiz oyunun içinde, birer oyuncu olarak rollerimizi icra etmeye gayret ettiğimiz bu uzun serüvenimizde; bazen üstesinden gelemediğimiz sahnelerde ola biliyor. İşte tamda bu durumda insanın kendini çok çaresiz ve yalnız hissettiği bir karanlık oluşuyor kalbin derinliklerinde. Öyle ki bu fiziksel acıdan bile daha ıstırap verici olabiliyor. Bir karadeliğin içinde sanki hiç sonu gelmeyecek bir düşüşü yaşıyor. Bu öyle bir düşüş ki insan yere çakılmayı bu sürekli düşüşe tercih ediyor. İşte hayat dediğimiz oyunun sahne arkasında tüm bunlar yaşanırken dünyaya mavi bakan gözlere her şeyin bir anda soğuk ve karanlık bir kış gününü hissettirmesidir asıl karanlık.
Düşünceler uygulanmadığı zaman durgun suyun uğradığı akıbete uğrarlar; bataklıklar oluşur ve sinekler ürer. Düşünce de, akan bir su gibi, toplumun ruhunda ve davranışlarında yeni arayışlar bulursa canlılığını koruyacaktır.