Fantezi okumak bambaşka evrenler göreceğim için hep korkutur beni. Çünkü o evreni anlamak gerekir başta.
Witcher'ı da bu sebepten dolayı uzun süre ertelesem de hiç öyle olmadı. Evrene dair sadece temel şeyler görüyoruz. Üstüne akıcı bir dil de eklenince rahat ve keyifli bir deneyim sunuyor.
Kitapta Geralt'ın yaşadığı altı bağımsız öykü ve mantığın sesi isimli ara bölüm diyebileceğimiz kendi içinde bağlantılı öyküler var. Kitaba adını veren "Son Dilek" sonuncu öykü. Öykülerde peri masallarından referanslar da bulunuyor. Ufak bir tanıdıklık hissiyatı ile çok farklı şeyler görüyoruz.
Hangi öykü hangisinden önce diye biraz kafa yormak da eğlenceliydi.
Geralt'ın insan muamelesi görmemesine rağmen herkesten daha insan oluşunu, Dandelion'un gezeveliğini ve maceralara tat katışını, Nenneke'nin sivri dili ve koruyucu tavrını sevdim.
Favori öyküm "Dünyanın Ucu" ve "Mantığın Sesi" kısımları. Dünyanın ucu'nda elflere dair şeyler görüyor ve bazı hisleri paylaşıyoruz, mantığın sesi'nde Geralt'ın ilişkili olduğu karakterleri duyuyor ve az çok ne yaşandı öğeniyoruz bu yüzden sevdim.
Evrenin sonraki kitaplarda derinleşeceğini düşündüğümden ve anlatımını sevdiğimden devam edeceğim.
Bi de kapaktaki ejderhaya aldanmayın kitapta ejderha yok
Bir şey yapmaya korkan acınası haline baktığımda kötü hissediyorum.
Tıpkı uzun zaman önce terketmeye karar verdiğim kendi çocukluğuma bakıyormuşum gibi
ve bir şekilde kendimi suçlu hissettiriyor