"(Evvelki) sahiplerinden sonra yeryüzüne vāris olanlara hâlâ şu hakikat belli olmadı mı ki biz dileseydik, onları da günahlarından dolayı musibetlere uğratırdık.Biz, onların kalpleri üzerine mühür basarız.Binaenaleyh, (hakikati) işitmezler."
Hikmet ehlinin ibtilâ(imtihan) sırasında tasalı ve üzüntülü olan kardeşini ne bilmeden kınaması ne de ibtilâsından dolayı ayıplaması, kusurlaması iyi olmaz. Fakat onun, ona acıması, onunla birlikte ağlaması, onun için Allah'tan mağfiret dilemesi, üzüntüsüne üzülmesi ve ona işi üzerinde delil olması yakışır!
"Yüce Allah, hikmeti küçüklerin büyüklerin kalbine rahmetle eker.
Hikmet, ne zaman kalpte biterse Yüce Allah, onu dilde açığa vurur.
Hikmet, yaştan, saç ağarmasından veya uzun tecrübeden oluşmaz.
Yüce Allah, kulunu genç yaşında hikmet sahibi yaptığı zaman, onun makamı, hikmet sahipleri katında aşağı düşmez.
Onlar, üzerlerinde Yüce Allah'ın keramet nurunu görürler!"
Taberl, Tefsir c. 17. s 68, Salebi, Arals s 157, Ibnul-Esir, Kamil c. Ls 133·Kitabı okudu
Allah bize,(selamet ve kerametle) lütfetti.
Çünkü hakikat şu ki kim (Allah'tan) korkar, (belalara) katlanırsa herhalde Allah, iyi bereket edenlerin mükafatını zayi etmez.