Vaktiyle ümmetin ileri gelenleri takvaya, şüphe ve şehvetlere dalmaktan uzaklaşmaya aşırı derecede özen gösterirdi. Yalnızken nefslerinin akıbeti için ağlarlardı. Şimdi ise halkı günahlara dalmış, dünyaya sonuna kadar batmış ve Allah'tan yüz çevirmiş oldukları halde akıbetlerinden yana emin, sevinç içerisinde ve korkusuz görürsün. Böyleyken onlar Allah'ın merhametine ve fazlına güvendiklerini iddia ederler. Sanki onlar Peygamberlerin, ashabın ve selef-i salihinin bilmedikleri Allah'ın fazilet ve keremini biz biliyoruz der gibidirler.
"Ey Muhammed'in kızı Fatıma! Ey Muhammed'in halası ve Abdul muttalib'in kızı Safiye! Nefisleriniz için amel işleyin. Çünkü ben sizi Allah'ın azabından hiçbir şekilde koruyamam"