Anlıyor musunuz, doktor olmak demek ne demek, bütün hastalıklara karşı her şeyi bilmek ve yine de ölmekte olan birinin yanında güçsüz bir şekilde oturmak, bilmek, ama yine de gücü olmamak... yalnızca o tek şeyi, o korkunç şeyi, kendi vücudundaki bütün damarları parçalasa da ona yardım edemeyeceğini bilerek... sevdiğin bir bedeni izlemek, onun perişan halde, acılar içinde kanadığını görmek ve bir güçlenen bir sönen, insanın parmakları arasında akıp giden bir nabzı hissetmek... doktor olmak ve hiçbir şey bilmemek, hiç, hiç, hiçbir şey... orada öylece oturmak ve kilisede dua eden yaşlı bir kadın gibi dualar mırıldanmak.
İçimizdeki, bizi hayvandan daha fazla bir şey yapan her neyse, tesellisini ve umudunu, insanların günlük dertleri, günahları ya da sorunları arasında değil de maddenin engin ve sonsuz yanlarında bulmalıdır sanırım.