"İşte, ey mağrur nefsim, sen o seyyahsın. Şu dünya ise bir çöldür. Aczin ve fakrın hadsizdir. Düşmanın, hâcâtın nihayetsizdir. Mâdem öyledir, şu sahrânın Mâlik-i Ebedîsi ve Hâkim-i Ezelîsinin ismini al. Tâ bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisâtın karşısında titremeden kurtulasın."
Kaybetme Sanatı bir ailenin 3 nesli üzerinden anlatılan "göç,göçmenlik,aidiyet,kimlik" hikayesi. 2. Dünya savaşında Fransız ordusunda savaşan Ali önce kahraman olarak görülüyor. Fakat sonra Cezayir bağımsızlık mücadelesi sırasında bir hain olarak görülmeye başlıyor ve ülkesini terk etmek zorunda kalıyor. Ailesiyle birlikte başlayan bu zorunlu göç, göçmen kamplarında yaşadıkları yıllar ve sonrasında "onun gibiler" için kurulmuş sitelerde devam eden bir yaşantı.
Son derece gerçekçi bir anlatımla " aidiyet " kavramını düşündürüyor hikaye. Ülkesinde hain olmak ile Fransa'da "arap" olmak arasında sıkışıp kalmış bir kimlik.
Kitapların elimde süründüğü bir döneme denk geldi maalesef. Yoksa son derece akıcı. Kesinlikle okunmalı.