Zeyno'nun Oğlu

Halide Edib Adıvar
Tahmini Okuma Süresi:
9 sa. 58 dk.
Sayfa Sayısı:
352
Basım Tarihi:
Nisan 2010
İlk Yayın Tarihi:
1928
Yayınevi:
Can Yayınları
ISBN:
9789750709203
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

UZUN AMA FAYDALI ZEYNO'NUN OĞLU KİTAP YORUMUM
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2020 25. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2020 12:33
Zeyno'nun Oğlu ... Halide Edib'in okuduğum üçüncü kitabı . Bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum . Batı'ya özentilikle kendi olmanın çatışması bir anne kız üzerinden verilmesi çok güzel . Kuşak çatışması gibiydi . Keşke her genç bunu okuyup batıya özentiliğin sadece giyimden ve konuşmadan olmadığını anlasa. Kitapta sadece bu da yok aynı zamanda Doğu'nun o zaman ki karmaşalarını ve düşünce yapısını da içeriyor. Bu kitabı okumanız için önce bu serinin ilk kitabı olan ' KALP AĞRISI' kitabını okumalısınız. Açıkçası ben ilk kitapta okurken karakterler bana göre gereksiz bir duygusallıkta ve bu duygusallıkla çok yanlış kararlar alıyorlardı ancak bu kitapta karakterleri daha olgun buldum yine de hala olmaması gereken duygu gelgitler vardı . Kitaptan bir puan kırmamım sebebi de bu . Bu kitapta bence küçük Haso'ya hayran kalacaksınız. Benim kuşkusuz en sevdiğim karakter oydu . Birde genç kızımız . Düşünce yapısı harikaydı . Tıpkı '' Anne With An E '' de ki kadın öğretmen gibi . Yapılan balolara gösterişli ve batılı meraklısı annesinin aksine , milliyetçi bir asker kılığında görüyoruz genç kızımızı. Ayrıca pantolon fikrini de görüyoruz ''Erkek gibi pantolon giymiş .'' tabiri burada da karşımıza çıkıyor . Ancak bunu yanlış hatırlamıyorsam genç kızımızda değil iki serinin de ana karakterlerinden olan Zeyno'muzda görüyoruz . Bu arada Kapaktaki Zeyno adı sizi yanıltmasın . İki tane Zeyno karakteri var ve bu ikinci kitapta Kürt Zeyno'muzun hikayesinden bahsediliyor.Ayrıca şuna değinmeden de geçemeyeceğim Halide Edip Adıvar'ın çok güzel betimlemeleri var . Öyle güzel anlatıyor ki kendi kendime '' Bunu nasıl böyle anlattı ?'' demeden alamıyorum . Şu ana kadar okuduğum en iyi betimlemeler olabilir . Normalde asla buna dikkat edemem ancak burada dikkat etmemek çok zor .
Edebiyat
Zeyno'nun OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2010814 okunma
10/10
·352 syf.·
2019 63. kitabı
Kalp Ağrısı kitabının devamı. Bu kitaptaki Zeyno, ilk kitapta adı geçen ve ana karakter olan Zeyno değil. İlk kitaptaki Zeyno, bu kitapta İstanbullu Zeyno olarak kaleme alınmış ve bu kitaptaki diğer Zeyno ise kürt Zeyno olarak kaleme alınmış. Kalp Ağrısı kitabında sadece birkaç kez adı geçen kürt Zeyno'nun oğlu ile, İstanbullu Zeyno ana karakterler diyebilirim. Fazla spoi vermek istemiyorum. Anlatımı ve kurgusu gayet iyi. Pişmanlıkların telafi edilmeye çalışılması olarak düşünülebilir.
Zeyno'nun OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2010814 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2025 140. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2025 23:11
Halide Edip Adıvar’ın Zeyno’nun Oğlu romanı 1926 ve 1927 yıllarında Vakit gazetesinde tefrika edilmiş ve eser ilk olarak 1928’de kitap olarak yayımlanmıştır. Halide Edip Adıvar’ın Kalp Ağrısı adlı romanının devamı olan Zeyno’nun Oğlu romanında bölgeye İstanbul’dan gelen memur ve askerlerle yöre halkı arasında bir köprü olan Haso Çocuk’un macerası, 1920’li yılların sonundaki batılılaşma serüvenimizin doğudan bir görüntüsünü de yansıtır. Romanın mekanı Diyarbakır’dır. Halide Edip, bir Kürt isyanını hazırlığı dönemindeki Doğu Anadolu’yu ve oraya İstanbul’dan giden asker ve memurların yaşayışını, bazen ironik, bazen hüzünlü, bazen idealist bir üslupla yansıtır. Halide Edib Adıvar
Roman
Zeyno'nun OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2010814 okunma
Puan vermedi·352 syf.·
2021 24. kitabı
Eseri TRT Dinle'den radyo oyunu olarak dinlemekteyim. Sesli kitap serüvenime radyo oyunu ile devam ediyorum ve gerçekten radyo oyunu çok daha keyifli.
Edebiyat
Zeyno'nun OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2010814 okunma
9/10
·384 syf.··
2019 28. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2019 06:30
Sanki bir film izledim de başrollerinde Türkan Şoray ve Kadir İnanır vardı. Öyle içindeydim olayın, kitap Halide Edib’in “Kalp Ağrısı” romanının devamı,ilk kitabı çok sevmiştim ikincide aynı tadı alır mıyım? Diye tereddütteyim fakat ikincisi daha güzeldi bence. Konu olarak da ilkine göre daha fazla olaylar var ve daha dişe dokunur daha toplumsal konular. İlk kitapta olaylar İstanbul ve Avrupa’da geçerken ikincide aynı karakterlerin Diyarbakır’da yollarının kesişmesi ve Cumhuriyet dönemi halkın asrileşmesi konu alınmış. Halide Edibin asrileşmeyi yanlış anlayan ve şekilci modernlere gönderme yapması da ayrıca güzel. Günümüzdeki sözde aydınlar yani. Halide Edip’in kitaplarını çok seviyorum. Sanırım hepsini okuyacağım. Kitabın bana kattığı diğer bir güzellik de kelime dağarcığımı geliştirmesi eski kelimeleri öğrenmem oldu. Böyle klasikleri okuyunca günümüzde yazılan kitaplar çok yavan geliyor bana.
Zeyno'nun OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2010814 okunma
8/10
·342 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2021 19:11
İstanbullu ve Diyarbakırlı iki farklı Zeyno vardır romanda.. Biri sağlam bir rasyonel disiplin ve güçlü bir irade ile anneliğin aklını, diğeri doğurganlığı, fiziksel gücü ve metanetiyle bedenini oluşturur.. Ve Haso çocuk vardır ikisini de anne yapan.. Küçük vücudunu insanların zalim darbelerinden kurnazlığının ve zekasının siperi ile koruyabilirken, zayıf noktası olan kalbinden vurulan, kandırılan Haso.. Binbaşı Hasan, Doktor Saffet Bey, Mazlum bey, Mesture Hanım, Menşure Hanım ve diğerleri.. Her birinin hikayesinden cumhuriyetin ilk yıllarındaki modernleşme çabalarını ve o zamanın Güneydoğu yaşamını dersler çıkararak Halide Edib’in üslubuyla okumak keyif verici ve güzeldi..
Zeyno'nun OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2010814 okunma
"Mâzisinin lekesini yıkamak istiyordu." Sf.224
Puan vermedi·352 syf.·
2022 46. kitabı
Yazarın devam niteliğinde yazdığı ilk eseri Kalp Ağrısı kitabında olabildiğince kirlenen mazi ikinci kitabında Zeyno'nun Oğlu çeşitli acılar sonrasında bir nevi temizlendiğini görmekteyiz. Söz konusu mazi kalp ağrısı kitabın da tabiri caizse üstün körü bahşedilmişti ancak, pek üstünde durmayıp yan karakter olarak gördüğüm kürt Zeyno aslında acının başrolüymüş. Kürt Zeyno diyorum çünkü, kitapta iki Zeyno karakteri var ki yazarda bize Kürt Zeyno olarak tanıtıyor. İstanbullu Zeyno, evlat hasreti ile yanarken..Kürt Zeyno, evladına çektirilen çile ile yanıyor.. İstanbullu Zeyno, kalbinin tesiri altında çeşitli fedakarlıklar yaparken.. Kürt Zeyno, kalbinin tesiri altında işlediği bir günah neticesinde namussuzluk adı altında çeşitli azaplar maruz kalıyor. Ah! Birde bu günahın meyvesi küçük Haso çocuk var. Haso'nun maruz bırakıldığı fiziksel ve psikolojik şiddet beni derinden etkiledi. Onun, o küçük kalbinin ve bedeninin bu sözde insanların ona reva gördüğü hayata karşı idmanlı tavırları ayrı bir mesele elbette.. Son olarak; Müslüman, Hristiyan, Sünni, Alevi sonuç olarak insan, evladı insan hiçbir çocuğun doğuşunun kusuruyla cezalandırılmasının ne mantıken kabulü nede izahı vardır. " İrili ufaklı insan denilen şey, gaddar, hilekar ve emniyet edilmez mahluklardır." Sf.101
1000k
Zeyno'nun OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2010814 okunma
Puan vermedi·343 syf.··
2023 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2023 23:42
Kalp Ağrısı kitabının devamı olan Zeyno’nun Oğlu yine beni kendine hayran bırakmayı başardı ..İlk kitap kadar etkileyici ,maceralarla dolu,yer yer hüzünlü hatta bazen çok hüzünlü ama sonu mutluluklarla dolu bir hikâye okudum..ilk kitapta yapılan tüm yanlışlar telafi edilmişti sanki bu kitapta ..10 yıl önce Diyarbakır da yaşanılan şeyler ve terk edilip gidilmiş Kürt Zeyno ile oğlu Haso yıllar sonra tekrar kader sayesinde Hasan ,İstanbul’lu Zeyno ve eşi Muhsin beyin karşısına çıkar .İstanbullu Zeyno’nun eşi Muhsin bey görev gereği Diyarbakır’a yollanır ve Hasan da bu ekiptedir ..Tabi bu kez daha da kalabalık bir grup var kitapta ..Diyarbakır da yaşanılanlar bir Anadolu saflığında ,tertemiz anlatılıyor kitap boyunca ..Ve Mazlume adlı karakterin annesi Mesture hanım ın kitap boyunca Batı tarzını Diyarbakır’da yaşatma çabaları yer yer sinir bozucu olsa da çoğu düğümün çözülmesine sebep oldu diyebiliriz ..Doğu -batı çatışması çok net bir şekilde anlatılmıştı kitap boyunca ..Kitap boyunca 2 tane Zeyno karakterini kıyasladım ister istemez ..İstanbullu Zeyno yıllar önce sevgisi için fedakarlık yapmıştı,Kürt Zeyno ise sevdiği için yaşadığı macera sonunda adı namussuza çıkarılıp çocuğunun yaşadığı eziyetler ,hakaretler ,şiddet karşısında kalp ağrısı çekti ..İstanbullu Zeyno evlat hasretiyle yanıp tutuşurken Haso sayesinde belki de annelik duygusunu yaşadı ,Kürt Zeyno ise sırf evladı şiddet görmesin ,iyi bir hayat yaşasın diye çoğu zaman annelik duygusunu çaresizliklerle yaşayıp hasret çekti ..Ve kitapta beni en çok etkileyen karakter küçük Haso oldu :( küçücük bedeni ve minik kalbiyle yaşadıkları ,maruz kaldığı davranışlar ,çektiği çileler gerçekten beni derinden etkiledi ..öte yandan da kesinlikle hayran oldum karakterine ..Kötünün karşısında iyi kalmayı başarmasına .. Sonuç
Zeyno'nun OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2010814 okunma
8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2024 8. kitabı
Dönemin siyasi ve felsefi yanlarını yansıtan, roman içinde roman halinde, tadına doyulmaz akıp giden bir Halide Edip Adivar eseri. Kalp ağrısının son bulduğu nokta. İç içe geçen hayatların alabileceği şekiller ve insanların doğuma, savaşa, hastalığa, geçen yıllara ve ölüme alışması kadar tabii bir kitap.
Zeyno'nun OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2010814 okunma
Puan vermedi·342 syf.··
2025 70. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 10:54
Merhaba sevgili kitap dostlarım. Bugün sizlere Halide Edib Adıvar'ın "Kalp Ağrısı" romanının devamı olan "Zeyno'nun Oğlu" kitabıyla geldim. Önceki eserine göre daha ağır dil ve yoğun yabancı kelimeler beni okurken biraz yordu; roman, dönemin sosyal, siyasi ve askeri yapısını ve Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki modernleşme eleştirilerini net bir şekilde sunuyor. Kürt isyanının etkisiyle şive kullanımı yoğundu; yazarın kültürel çatışmaları ve tarihi olayları kendi bakış açısıyla aktardığı bu kitap bende beklediğim etkiyi yaratmasa da, Haso çocuk ve annesi Zeyno için derin bir üzüntü hissettim. Yazar, karakterlerin iç dünyalarını ustaca analiz ederek okuyucunun onlarla empati kurmasını yine başarmış. "Kalp Ağrısı" kadar etkileyici olmasa da, yoğun yabancı kelime kullanımına rağmen sürükleyici hikayesi nedeniyle bu eseri okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Konusu: Olaylar; İstanbullu Zeyno'nun, Muhsin Bey'in görev yeri olan Diyarbakır'a, Hasan Bey, modernleşme çabasındaki Mesture Hanım ve kızı Mazlume ile birlikte gitmesiyle başlar. Hasan Bey ve Kürt Zeyno'nun çocuğu Haso çocuk ise yürekleri sızlatacak hikayesiyle okuyucuya merhaba diyor.
Zeyno'nun OğluHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 2010814 okunma

Yazar Hakkında

Halide Edib AdıvarYazar · 45 kitap
Halide Edib Adıvar (Osmanlıca: خالده اديب اديوار; d. 1882 veya 1884 - 9 Ocak 1964), Türk yazar, siyasetçi, akademisyen, öğretmen. Halide Onbaşı olarak da bilinir. Halide Edib, 1919 yılında İstanbul halkını ülkenin işgaline karşı harekete geçirmek için yaptığı konuşmaları ile zihinlerde yer etmiş usta bir hatiptir. Kurtuluş Savaşı’nda cephede Mustafa Kemal’in yanında görev yapmış bir sivil olmasına rağmen rütbe alarak savaş kahramanı sayılmıştır. Savaş yıllarında Anadolu Ajansı’nın kurulmasında rol alarak gazetecilik de yapmıştır. II. Meşrutiyet’in ilanı ile birlikte yazarlığa başlayan Halide Edib; yazdığı yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemleri Türk edebiyatının en çok eser veren yazarlarındandır. Sinekli Bakkal adlı romanı, en bilinen eseridir. Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna özellikle yer vermiş, yazıları ile kadın hakları savunuculuğu yapmıştır. Birçok kitabı sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanmıştır. 1926 yılından itibaren yurt dışında yaşadığı 14 sene boyunca verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler sayesinde zamanının dış ülkelerde en çok tanınan Türk yazarı olmuştur. İstanbul Üniversitesi’nde edebiyat profesörü olan Halide Edib, İngiliz Filoloji Kürsüsü Başkanlığı yapmış bir akademisyen; 1950’de girdiği TBMM’de ise milletvekilliği yapmış bir siyasetçidir. I. TBMM hükûmetinde sağlık bakanı olan Adnan Adıvar’ın eşidir. Çocukluk ve öğrencilik yılları 1882 yılında Beşiktaş, İstanbul'da doğdu. Babası, II. Abdülhamit devrinde Ceyb-i Hümayun (Padişah Hazinesi) kâtipliği, Yanya ve Bursa Reji Müdürlüğü yapan[1] Mehmet Edib Bey, annesi Fatma Berifem Hanım'dır. Annesini küçük yaşta veremden kaybetti. Evde özel dersler alarak ilköğrenimini tamamladı. Yedi yaşında iken yaşını büyüterek girdiği Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden bir öğrencinin jurnali üzerine bir sene sonra padişah II. Abdülhamit'in iradesi ile uzaklaştırıldı[3] ve evde özel ders görmeye başladı. İngilizce öğrenirken çevirdiği kitap 1897’de basıldı. Bu, Amerikalı çocuk kitapları yazarı Jacob Abbott'un "Ana" adlı eseri idi. 1899 yılında bu çeviri nedeniyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi. Daha sonra kolejin yüksek sınıfına geri dönerek İngilizce ve Fransızca öğrenmeye başlayan Halide Edib, Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nden lisans derecesi alan ilk Müslüman kadın olmuştur. İlk evliliği ve çocukları Halide Edib, kolejin son sınıfında iken matematik öğretmeni olan Salih Zeki Bey ile okuldan mezun olduğu yıl evlendi. Eşi rasathane müdürü olduğu için evleri hep rasathane içinde oldu ve bu yaşam ona sıkıcı geldi. Evliliğinin ilk yıllarında eşine Kamus-ı Riyaziyat adlı eserini yazmada yardımcı oldu, ünlü İngiliz matematikçilerin yaşam öykülerini Türkçeye çevirdi. Birkaç Sherlock Holmes hikâyesinin de çevirisini yaptı. Fransız yazar Emile Zola’nın yapıtlarına büyük ilgi duymaya başladı. Daha sonra ilgisi Shakespeare’e yöneldi ve Hamlet adlı yapıtının çevirisini yaptı. 1903 yılında ilk oğlu Ayetullah, bundan on altı ay sonra da ikinci oğlu Hasan Hikmetullah Togo dünyaya geldi. 1905 yılında gerçekleşen Japon-Rus Savaşı'nda Batı uygarlığının bir parçası sayılan Rusya'yı Japonların yenmesinin verdiği sevinçle oğluna Japon Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Togo Heihachiro'nun ismini vermişti. II. Meşrutiyet'in ilan edildiği 1908 yılı Halide Edib’in hayatında bir dönüm noktası oldu. 1908'de gazetelerde kadın haklarıyla ilgili yazılar yazmaya başladı. İlk yazısı Tevfik Fikret'in çıkardığı Tanin'de yayımlandı. Başlangıçta, -eşinin isminden ötürü- yazılarında Halide Salih imzasını kullandı. Yazıları, Osmanlı içerisindeki muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekti. 31 Mart Ayaklanması sırasında öldürülme endişesiyle kısa süre için iki oğluyla Mısır'a gitti. Oradan İngiltere’ye giderek kadın hakları konusundaki yazıları nedeniyle kendisini tanıyan İngiliz gazeteci Isabelle Fry’ın evinde konuk oldu. İngiltere’ye gidişi o dönemde kadın-erkek eşitliği konusunda sürüp giden tartışmalara tanık olmasına, Bertrand Russell gibi fikir adamlarıyla tanışmasına vesile oldu. 1909'da İstanbul'a geri döndü, siyasi içerikli yazıların yanı sıra edebi yazılar da yayımlamaya başladı. Heyyula ve Raik'in Annesi adlı romanları basıldı. Bu arada kız öğretmen okullarında öğretmenlik ile vakıf okullarında müfettişlik görevlerinde bulundu. İleride yazacağı Sinekli Bakkal adlı ünlü romanı, bu görevler gereği İstanbul’un eski ve arka mahallelerini tanıması sayesinde ortaya çıkmıştı. Eşi Salih Zeki Bey'in ikinci bir kadınla evlenmek istemesi üzerine ondan 1910 yılında boşandı ve artık yazılarında Halide Salih yerine Halide Edib adını kullanmaya başladı. Aynı yıl Seviyye Talip romanını yayımladı. Bu roman, bir kadının kocasını terk ederek sevdiği erkekle yaşayışını anlatır ve feminist bir eser olarak değerlendirilir. Basıldığı dönemde birçok eleştiriye maruz kalmıştır. Halide Edib, 1911 yılında ikinci kez İngiltere'ye gidip kısa bir süre orada bulundu. Yurda döndüğünde Balkan Savaşı başlamıştı. Balkan Savaşı yılları Balkan Savaşı yıllarında kadınlar toplum yaşamında daha aktif rol almaya başlamışlardı. Halide Edib de bu yıllarda Teali-i Nisvan Cemiyeti’nin (Kadınları Yükseltme Derneği) kurucuları arasında yer aldı ve yardım işlerinde çalıştı. Bu dönemde genç yaşta ölen arkadaşı ressam Müfide Kadri'nin hayatından esinlenerek Son Eseri adlı aşk romanını kaleme aldı. Öğretmenlik mesleğinin içinde olduğundan eğitim ile ilgili bir kitap yazmaya yöneldi ve Amerikalı düşünür ve eğitimci Herman Harrell Horne'un "The Psychological Principle of Education" (Eğitimin Psikolojik Temeli) adlı eserinden yararlanarak Talim ve Edebiyat adlı kitabı yazdı. Aynı dönemde Türk Ocağı içinde Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Ahmet Ağaoğlu, Hamdullah Suphi gibi yazarlarla tanıştı. Bu kişilerle dostluğu sonucu Turancılık fikrini benimseyen Halide Edib, bu düşüncenin etkisiyle Yeni Turan adlı eserini yazdı. 1911'de Harap Mabetler ve Handan isimli romanları yayımlandı. I. Dünya Savaşı yılları Balkan Savaşları 1913’te sona ermişti. Öğretmenlikten istifa eden Halide Edib, Kız Mektepleri Umumi Müfettişliği görevine getirildi. I. Dünya Savaşı başladığında bu görevdeydi. 1916'da Cemal Paşa'nın daveti üzerine okul açmak üzere Lübnan ve Suriye'ye gitti. Arap eyaletlerinde iki kız okulu ve bir yetimhane açtı. Orada bulunduğu sırada babasına verdiği vekâlet ile Bursa’da, aile doktorları Adnan Adıvar ile nikâhları kıyıldı. Lübnan’da iken Kenan Çobanları adlı 3 perdelik operanın librettosunu yayımladı, eseri Vedi Sebra besteledi. Yusuf Peygamber ve kardeşlerini konu alan bu eser, o yıllarda savaş koşullarına rağmen yetimhane öğrencileri tarafından 13 defa sahneye kondu. Türk ordularının Lübnan ve Suriye'yi boşaltması üzerine 4 Mart 1918’de İstanbul'a döndü. Yazar, hayatının buraya kadar olan bölümünü Mor Salkımlı Ev adlı kitabında anlatmıştır. Millî Mücadele yılları ve ABD mandası tezi Halide Edib, İstanbul'a döndükten sonra Darülfünun'da Batı edebiyatı okutmaya başladı. Türk Ocakları'nda çalıştı. Rusya'daki Narodnikler (Halka Doğru) hareketinden esinlendi ve Türk Ocakları içindeki küçük bir grubun Anadolu'ya uygarlık götürmek amacıyla kurduğu Köycüler Cemiyeti'nin reisi oldu. İzmir'in işgalinden sonra "millî mücadele" en önemli işi hâline geldi. Karakol adlı gizli örgüte girerek Anadolu’ya silah kaçırma işinde rol aldı. Vakit Gazetesi'nin sürekli yazarı, M. Zekeriya ve eşi Sabiha Hanım'ın çıkarttıkları Büyük Mecmua'nın başyazarı oldu. Millî Mücadele taraftarı aydınların bir kısmı işgalcilere karşı ABD ile işbirliği yapma düşüncesindeydi. Halide Edib bu düşüncedeki Refik Halit, Ahmet Emin, Yunus Nadi, Ali Kemal, Celal Nuri gibi aydınlarla 14 Ocak 1919'da Wilson Prensipleri Cemiyeti'nin kurucuları arasında yer aldı. Cemiyet, iki ay sonra kapandı. Halide Hanım, Amerikan mandası tezini Sivas Kongresi hazırlıklarını sürdürmekte olan Millî Mücadele'nin önderi Mustafa Kemal'e yazdığı 10 Ağustos 1919 tarihli bir mektupla açıkladı. Ancak bu tez kongrede uzun uzun tartışılacak ve reddedilecekti. Yıllar sonra Mustafa Kemal Nutuk adlı eserinde "Amerikan Mandası için Propogandalar" başlığı altında Arif Bey, Selahattin Bey, Ali Fuat Paşa ile telgraf görüşmeleri yanında Halide Edib'in mektubuna da yer vermiş ve mandaterliği eleştirmiştir. Yıllar sonra Halide Edib Türkiye'ye geri döndüğünde verdiği bir röportajında Millî Mücadele için "Mustafa Kemal Paşa haklıymış!" demiştir. İstanbul mitingleri ve idam kararı 15 Mayıs 1919 günü İzmir’i Yunanların işgal etmesi üzerine İstanbul’da ardı ardına protesto mitingleri düzenlenmekteydi. İyi bir hatip olan Halide Edib, 19 Mayıs 1919 günü Asri Kadınlar Birliği’nin düzenlediği ve kadın hatiplerin de konuşmacı olduğu ilk açık hava mitingi olan Fatih Mitingi’nde kürsüye çıkan ilk konuşmacıydı, attığı nutuk ile belleklerde büyük iz bıraktı. 20 Mayıs’ta Üsküdar mitingi, 22 Mayıs’ta Kadıköy mitingine katıldı. Bunları Halide Edib’in başkahramanı haline geldiği Sultanahmet mitingi izledi. Önceden hazırlanmadan ve yazmadan yaptığı konuşmada sarf ettiği “Milletler dostumuz, hükûmetler düşmanımızdır.” cümlesi bir vecize halini aldı. İngilizler İstanbul’u 16 Mart 1920’de işgal ettiler. Hakkında idam emri çıkardıkları ilk kişiler arasında Halide Edib ve eşi Dr. Adnan da vardı. 24 Mayıs’ta padişah tarafından onaylanan kararda idama mahkûm edilen ilk 6 kişi Mustafa Kemal, Kara Vasıf, Ali Fuat Paşa, Ahmet Rüstem, Dr. Adnan ve Halide Edib idi. Anadolu'da mücadele Haklarında idam kararı çıkmadan önce Halide Edib, eşi ile birlikte İstanbul’dan ayrılıp Ankara’daki Millî Mücadele’ye katılmıştı. Çocuklarını İstanbul’da yatılı okulda bırakarak 19 Mart 1920 günü Adnan Bey ile at sırtında yola çıkan Halide Hanım, Geyve’ye ulaştıktan sonra buluştukları Yunus Nadi Bey ile birlikte trene binip Ankara’ya gitmiş ve 2 Nisan 1920 günü Ankara’ya varmıştı. Halide Edib, Ankara’da Kalaba'daki (Keçiören) karargâhta görev aldı. Ankara yolunda iken Akhisar İstasyonu’nda Yunus Nadi Bey ile birlikte kararlaştırdıkları gibi Anadolu Ajansı isimli bir haber ajansının kurulması Mustafa Kemal Paşa'dan onay görünce ajans için çalışmaya başladı. Ajansın muhabiri, yazarı, yöneticisi, ayak işlerine bakanı olarak çalışıyordu. Haber derleyip Millî Mücadele’ye ilişkin bilgileri telgrafı olan yerlere telgrafla iletmek, olmayan yerlerde cami avlusuna afiş olarak yapıştırılmalarını sağlamak, Avrupa basınını takip edip Batılı gazetecilerle iletişim kurmak, Mustafa Kemal'in yabancı gazetecilerle görüşmesini sağlamak, bu görüşmelerde tercümanlık yapmak, Yunus Nadi Bey'in çıkardığı Hâkimiyet-i Milliye gazetesine yardımcı olmak ve Mustafa Kemal'in diğer yazı işleri ile ilgilenmek Halide Edib'in yürüttüğü işlerdi. 1921’de Ankara Kızılay başkanı oldu. Aynı yılın Haziran ayında Eskişehir Kızılay’da hasta bakıcılık yaptı. Ağustos’ta orduya katılma isteğini Mustafa Kemal’e telgrafla iletti ve cephe karargâhında görevlendirildi. Sakarya Savaşı sırasında onbaşı oldu. Yunanların halka verdiği zararları incelemek ve raporlamakla sorumlu Tetkik-i Mezalim Komisyonu’nda görevlendirildi. Vurun Kahpeye adlı romanının konusu bu dönemde oluştu. Türk'ün Ateşle İmtihanı (1922) adlı anı kitabı, Ateşten Gömlek (1922), Kalp Ağrısı (1924), Zeyno'nun Oğlu adlı romanlarında Kurtuluş Savaşı'nın değişik yönlerini gerçekçi biçimde dile getirebilmesini savaştaki deneyimlerine borçludur. Savaş boyunca cephe karargâhında görev yapan Halide Edib, Dumlupınar Meydan Muharebesi’nden sonra ordu ile İzmir’e gitti. İzmir’e yürüyüş sırasında rütbesi başçavuşluğa yükseldi. Savaştaki yararlılıklarından ötürü İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Kurtuluş Savaşı sonrası Kurtuluş Savaşı, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandıktan sonra Ankara'ya döndü. Eşi, Dışişleri Bakanlığı'nın İstanbul temsilciliği ile görevlendirilince birlikte İstanbul'a gittiler. Anılarının buraya kadar olan kısmını Türk'ün Ateşle İmtihanı adlı eserinde anlatmıştır. Halide Edib, cumhuriyetin ilanından sonra Akşam, Vakit ve İkdam gazetelerinde yazdı. Bu arada Cumhuriyet Halk Fırkası ve Mustafa Kemal Paşa ile siyasi fikir ayrılıkları yaşadı. Eşi Adnan Adıvar'ın Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kuruluşunda yer alması sonucu iktidar çevresinden uzaklaştılar. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılıp Takrir-i Sükun kanununun kabul edilmesiyle tek parti dönemi başlayınca, kocası Adnan Adıvar ile birlikte Türkiye'den ayrılmak zorunda kalarak İngiltere'ye gitti. 1939 yılına kadar 14 yıl boyunca yurt dışında yaşadı. Bu sürenin 4 yılı İngiltere'de, 10 yılı da Fransa'da geçti. Halide Edib, yurt dışında yaşadığı dönemde kitap yazmayı sürdürdüğü gibi Türk kültürünü dünya kamuoyuna tanıtmak amacıyla pek çok yerde konferanslar verdi. İngiltere'de Cambridge, Oxford; Fransa'da Sorbonne üniversitelerinde konuşmacı oldu. İki defa Amerika Birleşik Devletleri'ne, bir defa da Hindistan'a davet edilerek gitti. 1928 yılında ABD'ye ilk gidişinde Williamstown Siyaset Enstitüsü'nde yuvarlak masa konferansına başkanlık yapan ilk kadın olarak büyük ilgi çekti. Artık ABD'de yaşamakta olan oğullarını, Anadolu'da Millî Mücadele'ye katılmak için onlardan ayrılışından 9 yıl sonra ilk defa bu gezi sırasında tekrar görebildi. 1932 yılında Columbia Üniversitesi College Of Barnard'dan gelen çağrı üzerine ikinci kez ABD'ye gitti ve ilk gidişindeki gibi seri konferanslarla ülkeyi dolaştı. Yale, Illinois, Michigan üniversitelerinde konferanslar verdi. Bu konferansların sonucu olarak Türkiye Batıya Bakıyor adlı eseri ortaya çıktı. 1935 yılında İslam üniversitesi Jamia Milia'yı kurmak için açılan kampanyaya katılmak üzere Hindistan'a çağrıldığında Delhi, Kalküta, Benares, Haydarabad, Aligarh, Lahor ve Peşaver üniversitelerinde dersler verdi. Konferanslarını bir kitapta topladı, ayrıca Hindistan izlenimlerini içeren bir kitap yazdı. 1936 yılında en ünlü eseri olan Sinekli Bakkal’ın İngilizce orijinali "The Daughter of the Clown" yayımlandı. Roman aynı yıl Türkçe olarak Haber gazetesinde tefrika edildi. Bu eser 1943 yılında CHP Ödülü’nü aldı ve Türkiye’de en çok baskı yapan roman oldu. 1939'da İstanbul'a döndü ve 1940 yılında İstanbul Üniversitesi'nde İngiliz Filolojisi kürsüsünü kurmakla görevlendirildi, kürsünün 10 yıl başkanlığını yürüttü. Shakespeare hakkında verdiği açılış dersi büyük yankı uyandırdı. 1950 yılında Demokrat Parti listesinden İzmir milletvekili olarak TBMM'ye girdi ve bağımsız milletvekili olarak görev aldı. 5 Ocak 1954 günü Cumhuriyet Gazetesi'nde Siyasi Vedaname başlıklı bir yazı yayımlayarak bu görevinden ayrıldı ve tekrar üniversitede görev aldı. 1955'te eşi Adnan Bey'in kaybı ile sarsıldı. Halide Edib Adıvar, 9 Ocak 1964 tarihinde İstanbul'da 80 yaşındayken böbrek yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi. Cenazesi, Merkezefendi Mezarlığı’na defnedildi. Sanatı Hemen her eserinde anlatı türünü benimseyen Halide Edib Adıvar, en çok Ateşten Gömlek (1922), Vurun Kahpeye (1923-1924) ve Sinekli Bakkal (1936) adlı romanlarıyla tanınır ve Cumhuriyet dönemi edebiyatında gerçekçi roman geleneğinin öncülerinden biri olarak kabul edilir. Eserleri genellikle içerik bakımından üç grupta incelenmiştir: Kadın meselelerini ele alan ve eğitilmiş kadının toplumdaki yerini arayan eserleri, Millî Mücadele dönemini anlatan eserleri ve şahsiyetleri, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alan romanları. İngiliz romanı geleneklerine uygun yapıtlarında Türk toplumunun geçirdiği evrimi, bu evrim sürecindeki çatışmaları, kendi deneyim ve gözlemlerine dayanarak sergilemiştir. Olaylar ve kişiler çoğunlukla birbirinin devamı özelliği taşıdığı için ırmak roman olarak nitelendirilebilir. Kadın psikolojisini derinliğine işlediği romanlarında, ideal kadın tipleri yaratmaya çalışan Halide Edib, romanlarını sade bir dil ve üslupla kaleme almıştır. Eserleri Roman Heyulâ (1909) Raik’in Annesi (1909) Seviyye Talip (1910) Handan (1912) Son Eseri (1913) Yeni Turan (1913) Mev'ud Hüküm (1918) Ateşten Gömlek (1923) Vurun Kahpeye (1923) Kalp Ağrısı (1924) Zeyno'nun Oğlu (1928) Sinekli Bakkal (1936) Yolpalas Cinayeti (1937) Tatarcık (1939) Sonsuz Panayır (1946) Döner Ayna (1954) Akile Hanım Sokağı (1958) Kerim Usta'nın Oğlu (1958) Sevda Sokağı Komedyası (1959) Çaresaz (1961) Hayat Parçaları (1963) Hikâye Harap Mabetler (1911) Dağa Çıkan Kurt (1922) İzmir'den Bursa'ya (1963) Kubbede Kalan Hoş Seda (1974) Anı Türkün Ateşle İmtihanı (1962) Mor Salkımlı Ev (1963) Oyun Kenan Çobanları (1916) Maske ve Ruh (1945)