Hısnü'l-hasîn kitabında bildirildiği gibi, düâda Allahü teâlâ'ya, peygamberleri (aleyhimüsselâm) ve sâlih kullarını (radıyallahü anhüm) vesîle etmelidir. Düâda sesini alçaltmalıdır. Edeb, huşû' ve hudû' üzere olmalı, gözünü semâya kaldırmamalıdır. Düâdan sonra ellerini yüzüne sürmelidir. Hadîs-i şerîfde: "Düâyı bitirdiğiniz zaman ellerinizi yüzünüze sürün. Onda bereket vardır" buyurulmuştur.
Ebû Hafs-i Kebîr (rahimehullah) Kûfe'de insanların yazılarını yazardı. Resûlüllah'ın (sallâllahü aleyhi ve sellem) ismi geçtikçe arkasından sallâllahü aleyhi ve sellem yazardı. Vefâtından sonra onu rü'yâda gördüler. Allahü teâlâ sana ne yaptı? dediler. Beni afv etti dedi. Hangi işin sebebiyle afv etti diye sorulunca, Resûlüllah'ın isminin hemen akabinde yazdığım sallâllahü aleyhi ve sellem sebebiyle cevabını verdi. Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)ın rivâyet ettiği bir hadîs-i şerîfde Resûlüllah (sallâllahü aleyhi ve sellem): "İsmimden sonra bana salât ve selâm yazan kimseye ismim o kitabda olduğu müddetçe melekler istiğfar ederler?" buyurmuştur (Ravdatü'l-ulemâ).
supara (صوپاره) yahut (سوپاره). s. [Fa. «si-pâre»den ki otuzda bir cüz demek olup esâsen Kuranıkerim'in eczâ-i şerîfesine mevzudur.] Çocukların okudukları küçük cüz, elifba ve kıraat kitabı ve cüz'-i şerif.
..., zikr ederken, O mukaddes zât ile bir bağlılık hâsıl olur, her ne kadar, Onunla hiçbir bağlılık kurulamaz. Ayaklar altındaki toprak [ya’nî insan] nerede, herşeyin sâhibi olan [Allahü teâlâ] nerede? Fekat hâtırlayan ile, hâtırlanan arasında az bir bağlantı hâsıl olur. Bu bağlılıkdan da, sevgi doğar. Zikr edenin kalbini sevgi kaplayınca, kalbde itmînân hâsıl olur. Kalbde itmînân hâsıl olması, insanı sonsuz se’âdetlere kavuşdurur.