Hadîs-i Şerifte "Mümin hep mazeret, münafık da hep ayıp arar", buyuruldu. Bir iyilikle on kusuru örtmek lâzımdır. Peygamber Efendimiz (sallâllahu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Kötü arkadaştan sakınınız. Bir kötülük görürse, açığa vurur, iyilik görürse kimseye bahsetmez" (¹). Her kusura bir mazeret, bir te'vil bulmaya uğraşmalıdır. Mazur görmeli, en iyi şekilde amel etmeli, sû-i zan etmemelidir. Çünkü sû-i zan haramdır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Allahü teâlânın sıfatlarının künhü [hakîkati] anlaşılamaz. Aklı çok bir kimse ne kadar çalışsa, çabalasa, uğraşsa, yorulsa ve anlamak istese, aklı eremeyip, anlıyamayıp, şaşar kalır. Uğraşmasının hiç faydasını görmez. [Belki zararını görür. Felsefeciler ve kelâmcılar gibi. Çünkü mahlûk, mahdûd, zamanlı, mekânlı olup, mahlûk olmayanı, hududsuz olanı, zamansız ve mekânsız olanı anlıyamaz]
Bir kimse, erkânı imânı böylece tasdik ve itikat etmiş olduğu halde, Hazreti Hâtemül-enbiyâyı dahi tasdik ederse Allah katında müslim olmuş olur. Zâhiren dahi müslim tanınmak ve nûr-i imânı ekmel ve etem olmak için, (İslâmın binâsı) tâbir olunan şeyler ile, amel etmek dahi lâzımdır. Peygamber efendimiz buyurmuşlardır ki; İslâm beş şey üzerine bina olunmuştur. 1) Hak Teâlânın birliğine ve Hazreti Muhammed Sallallahü Teâlâ aleyhi ve sellem efendimizin Resulûllah olduğuna şehâdet getirmek, 2) Namaz kılmak. 3) Oruç tutmak, 4) Zekât vermek, 5) Hac etmektir.
Hiç kimse, kendini ilim öğrenmekten uzak tutmamalıdır. Çünki Allahü teâlâ, Tâhâ sûresi, yüz ondördüncü âyet-i kerimesinde kendisinı en iyi tanıyan, hükümlerini en iyi bilen Resûlüne bile: "Ey Resülüm de ki, yâ Rabbi! İlmimi artdır" diye düâ etmesini emir buyurmuştur. Abdullah ibni Mübârek'e, eğer Allahü teâlâ sana akşam vakti öleceğini bildirse, o gün ne yaparsın? diye sordular. Buyurdu ki: İlim öğrenirim. Çünki Allahü teâlâ Resûlüne her şeyi verdi, ziyâdesini emr etmedi. Fakat ilmi verdi, fazlasını istemeği Tâhâ sûresi yüz ondördüncü âyet-i kerîmesi ile emir buyurdu. Sırrî-yi Sekati (kuddise sirruh) buyurdu ki: İlim, dünya hazînelerinden efdaldir. Çünki hazîneler, dağıtınca biter. İlim ise dağıtmakla artar. İlim, sâhibini her türlü âfetden korur. Mal ise âfetlerin, belânın gelmesine sebeb olur. İlim, yol üzerindeki lâmba gibidir. Giden gelen ışığından istifade eder. Kendisinden fâidelenilir, fakat hiç azalmaz. (Hâlisa).