Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.
Cahit Sıtkı Tarancı
Şeker Portakalı kalbinde çocukluğun masumiyeti ve hüznünü taşıyan bir hikaye. Zezé’nin dünyasına adım attığınızda, onun yaşadığı acıları, özlemleri ve hayalleri öyle derinden hissediyorsunuz ki, sanki o küçük çocuğun elinden tutup “Her şey güzel olacak” demek istiyorsunuz.
Ama hayat öyle değil. Zezé’nin yaşadığı zorluklar, onun hayata tutunma biçimi ve masumiyetini koruma çabası beni hem büyüledi hem de yordu. Çünkü o küçücük yaşında, koca bir dünyanın ağırlığını omuzlamıştı. Yine de bir şekilde umut buluyor, bir şeker portakalı ağacında dostluk buluyor.
Bu kitap bana bazen gücümün sınırlarında gezindiğimi hissettirdi; Zezé’nin gülüşlerinde güldüm, onun gözyaşlarında kayboldum. Eğer duygulara açık bir kapınız varsa, bu hikaye oraya ince bir sızı gibi giriyor ve asla çıkmıyor. Okuduğum her kelimede, büyümenin ne kadar güzel ama aynı zamanda ne kadar acımasız olabileceğini gördüm. Ve şimdi, sanki kalbimin bir köşesinde Zezé oturuyor; onun hayal gücüyle beni teselli etmeye devam ediyor.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos