Bütün dünyayı sevmeye hazırdım, değerlendiren çıkmadı: Böylelikle de nefret etmeyi öğrendim. Renksiz gençliğimi, kendime ve dünyaya karşı giriştiğim savaşta tükettim. Alaya alınmaktan korktuğum için, en iyi duygularımı yüreğimin derinlerine gömdüm. Orada silinip gittiler. Hep doğru söyledim, inanılmadım. O zaman kandırmaya başladım.
"Söyle," diye fisıldadı sonunda, "bana acı çektirmek çok mu hoşuna gidiyor? Senden nefret edebilmeliyim. Tanıştığımızdan bu yana bana acıdan başka ne verdin ki..."
Sesi titriyordu, başını göğsüme dayamak için bana doğru eğildi.
"Belki de bu yüzden seviyorsun beni," diye düşündüm. "İnsan sevinçlerini unutur da, acılarını hiçbir zaman unutmaz..."