Bütün dünyayı sevmeye hazırdım, değerlendiren çıkmadı: Böylelikle de nefret etmeyi öğrendim. Renksiz gençliğimi, kendime ve dünyaya karşı giriştiğim savaşta tükettim. Alaya alınmaktan korktuğum için, en iyi duygularımı yüreğimin derinlerine gömdüm. Orada silinip gittiler. Hep doğru söyledim, inanılmadım. O zaman kandırmaya başladım.
"Söyle," diye fisıldadı sonunda, "bana acı çektirmek çok mu hoşuna gidiyor? Senden nefret edebilmeliyim. Tanıştığımızdan bu yana bana acıdan başka ne verdin ki..."
Sesi titriyordu, başını göğsüme dayamak için bana doğru eğildi.
"Belki de bu yüzden seviyorsun beni," diye düşündüm. "İnsan sevinçlerini unutur da, acılarını hiçbir zaman unutmaz..."
Belki yarın öleceğim!.. Dünyada beni tam olarak anlamış hiçbir yaratık kalmayacak. Bazıları beni olduğumdan kötü, bazıları olduğumdan iyi sanır. Bazıları iyi bir adamdı, öbürleri, rezilin tekiydi, diyecekler. İkisi de yanlış olacak. Böyleyken, yaşamaya değer mi zaten? Yine de insan yaşıyor- merak yüzünden. Yeni bir şeyler bekleyip duruyor... Saçma, sinir bozucu bir durum!
Ey benim memleketim, memleketçiğim,
Ey tanımadığim memleket.
Buraya kendiliğimden mi geldim,
Yoksa küheylan atım mı beni getirdi?
Hayır, beni, bu yiğidi buraya
Gençliğin coşkunluğu, kabadayılığı,
Bir de meyhanenin keyfi getirdi.
Sana ilgi duymamın bir nedeni yok! Bir zamanlar senin hakkındaki duygularım, düşüncelerim farklıydı. Seninle ilgileniyordum, sana karşı olumlu duygularım vardı. Ama sen benim o ilgimi yok ettin, o günler geçti artık. Sen o bayağı duyguların ve isteklerinle bana yanaşalı beri, sana bir yakınlık duymuyorum. Ben sadece senden uzakta, seni rahatça izleyebileceğim bir noktaya varmak istedim. Sana ilgim bundan ibaret... Sen her şeyi kendin mahvettin. Sana diyeceğim başka hiçbir şey yok! Ama zaten hiçbir konuda sana hesap vermek zorunda değilim. Sana sadece bir şey soracağım: Şimdi durum nasıl?"