Platon katı bir özdeşliğin savunucusu olarak değişime ilişkin en ufak belirtiyi mahkum eder. Taklide yönelik eleştirisi özellikle görünüşü ve oyunu hedef alır. Her tür sahnelemeyi yasakladığı gibi şairlerin kendi hakikat şehrine girmesine de izin vermez: "Öyleyse her kılığa girmesi, her şeyi ustaca taklit etmesini bilen bir adam, bizim topluma gelip de şiirlerini halkın önünde söylemek isterse, bu kutsal, bu eşsiz, bu tadına doyulmaz şairin önünde saygıyla eğilir ve deriz ki: Bizim ülkemizde senin cinsinden insanlar yok, olması da yasak. Böylece başına kokular sürer, çelenkler takar, onu başka bir ülkeye yollarız. Şeffaflık toplumu da ayartmaya, başkalaşıma yer vermeyen şairsiz bir toplumdur. Yanılsamalar içeren görüntüler, görünüşler, ayin ve törene ilişkin işaretler yaratan ve hiper-gerçek, çıplak olguların (Fakten) karşısına artifaktları ve karşı-olguları (Antifakten) çıkaran şairdir sonuçta