Derlermiş ki; “insan sevdiği birini kaybettiğinde yüreğinde kırk mum yanarmış. Her geçen gün bir mum sönermiş. Kırkıncı gün ise tek bir mum kalırmış ve o mumum ateşi sonsuza dek yanarmış...”
"...Burada insanın en ağrına giden ne biliyor musun ? Onların yalan söylemeleri değil ; yalan her zaman bağışlanabilir; tatlı bir şeydir çünkü yalan, insanı önünde sonunda gerçeğe götürür. Burada insanın ağrına giden şey, onların yalan söylemeleri değil, söyledikleri yalana kendilerinin de inanmaları..."
... Kışı neden bu kadar çok sevdiğini
ve neden her şeyin bir sonla noktalandığını
sorma,
ben de bilmiyorum.
Anı olacak bir şeyim yok
Her şeyin dünündeyim.
İçime işleyen acıyı size değil
Bir suya bırakmayı öğrendim
Dal olmaktan vazgeçeli çok oldu
Bu yüzden ne bir ağacım var
Bana beden
Ne de çiçek açacak benden.
" Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş. Gene bu akşam anladım ki, onu kaybettikten sonra, ben dünyada ancak kof bir ceviz tanesi gibi yuvarlanıp sürüklenebilirim."