Güneş ışığında durup da sırtını güneşe dönmüş olanlara ben ne diyebilirim ki?
Sadece kendi gölgelerini görüyorlar, gölgeleri de onların yasalarıdır.
Ve güneş, onlar için gölge oluşturan bir şeyden fazlası değildir.
Yasalarına kölelik de, eğilerek toprağa düşen bu gölgelerin karaltısını çizmekten başka nedir ki?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir suçludan, sizlerden biri gibi değil de, size yabancı ve dünyanıza davetsiz girmiş biri gibi söz ettiğinizi sık sık duydum.
Ama ben şöyle diyorum: Aziz ve âdil kişiler nasıl ki her birinizin içinde olan doruktan daha yükseğe çıkamazlarsa, aynı şekilde kötüler ve zayıflar da içinizdeki o çukurdan daha aşağıya inemezler.
Sizin malınız, gelecekte yoksun kalma korkusuyla, koruyup sakladığınız şeylerden başka nedir ki?
Ve hacıların peşinden kutsal kente giderken, ne olur ne olmaz diye iz tutmayan kumlara kemik gömen bir köpek, gelecekten ne bekleyebilir ki?
Yoksunluktan korkmak, yoksunluğun ta kendisi değil midir?
Kuyularınız doluyken susuzluktan korkmak, hiç bir şeyin gideremediği asıl susuzluk değil mi?
Kitaba başlamadan önce incelemeleri okumuştum, katil tahmin edilemiyor diyordu herkes, bu yüzden dedektif dahil herkesten şüphelendim okurken :) ilk sayfalarda isimler biraz karışık geliyor ama ilerledikçe oturuyor karakterler. Okumanızı tavsiye ederim güzel bir cinayet dosyasıydı