Poirot, Van Aldin'in oteline vardığında saat tam on birdi.
Milyoner odasında yalnızdı.
"Çok dakiksiniz, Mösyö Poirot," dedi dedektifi karşılamak üzere gülümseyerek yerinden doğrulurken.
"Daima dakikimdir," dedi Poirot gururla. "Kusursuzluk, buna her zaman özen gösteririm. Düzen ve yöntem olmazsa..." Sustu. "Sanırım bütün bunlardan size daha önce de bahsetmiştim. Neyse ziyaretimin nedenine gelelim."
Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu kitabı anlamak için serinin diğer iki kitabını da okumakta fayda var. Hikayenin öncesini bilince karakterleri daha iyi anlıyorsunuz. Seriyi bitirmeden yorumlamak istemedim kitapları. Benim favorim Cameron Lynde ve Jack Pallas'ın aşkıydı :) Yani serinin ilk kitabı olan Şeytan Tüyü. Sonraki kitaplar bunun üstüne çıkamadı malesef. Polisiye öğeler 1. kitapta fazlaydı, 2.de azaldı ve 3.de neredeyse yok gibiydi diyebiliriz. Yani kitapları polisiye olarak değil de tutkuyu anlatan bir kitap olarak bakılması daha doğru olur. Serinin diğer kitapları ;
"Şeytan Tüyü"
"Yakın Mesafe"