20. yüzyılımız başlangıçta akılcılıkla taçlanacak, aydın eğitimin geniş kitlelere yayılacak ve dinin en sonunda tüm batıl inançlardan arınarak kendi içinde bir aydınlanma yaşayacağı bir çağ olarak müjdelenmişti. Aydınlanmanın neredeyse tüm abartılı amaçları kısmen de olsa gerçekleştirildi: bazı insanlar için muazzam bir zenginliğimiz var; batıdaki çoğu insan için tiranlıktan uzak yaşamak ve bilimin sonsuza dek yaygınlaşması bir amaç. Peki ama neler oldu? Insan olarak kafalarımız artık daha karışık, ahlaki ideallerden yoksunuz, gelecekten korkuyoruz, işleri değiştirmek ya da içsel hayatımızı kurtarmak için ne yapmamız gerektiğine emin değiliz. “ dünyaya gelmiş geçmiş en bilgili insanlarız” diye yazar Archibald MacLeish: bilgi yağmuruna tutulmuş durumdayız fakat insan olarak bunları hissetme yetimiz kaybettik ya da kaybediyoruz… Artık beynimizle biliyoruz, gerçeklerle, soyut bilgiyle. Kör olan Glocester ‘a Kral Lear’ı şöyle bağırtan Shakespeare gibi değil… “Bu dünya böyle işte” ve Gloucester yanıt verir: “Hislerimle görüyorum.”