Yazar, Homeros’un Odysseia’sında sadece birkaç sayfalık yeri olan bir karakteri alıp, ona etten kemikten bir ruh veriyor. Üstelik bunu, kadınlık, yalnızlık, annelik, güç ve kimlik gibi evrensel temaları işleyerek yapıyor. Kitap boyunca Kirke’nin “kötü cadı” imajının altı oyuluyor ve onun aslında bastırılmış, dışlanmış, ama hayatta kalmayı ve kendi sesini bulmayı başarmış bir kadın olduğunu görüyoruz. Kitap boyunca anlatım biçimi doğayı ve olayları tasvir edici gücü betimleme yeteneği ise beni büyüledi, zaten betimlemelerini sık sık alıntı yaptığım bir kitap oldu. Sonu ise oldukça güçlü ve düşündürücü. Kirke’nin hikâyesi yalnızca bir mitolojik figür olarak değil, bir kadının kendini bulma ve özgürleşme hikâyesi olarak anlatılıyor. Kirke’nin yaptığı büyük seçim, aslında tüm yolculuğunun bir özeti gibi: Artık başkalarının ona biçtiği rolleri değil, kendi istediği hayatı seçiyor. Cesaret verici, ilham verici ve biraz da hüzünlü. Ama bir o kadar da tamamlayıcı. Çok beğendim.