Nisa ŞEN

Nisa ŞEN
Okuduğumuz kitaplar kişiliğimizi yansıtır. En iyi biyografim onlar.
10/10
·404 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2025 18:41
Yazar, Homeros’un Odysseia’sında sadece birkaç sayfalık yeri olan bir karakteri alıp, ona etten kemikten bir ruh veriyor. Üstelik bunu, kadınlık, yalnızlık, annelik, güç ve kimlik gibi evrensel temaları işleyerek yapıyor. Kitap boyunca Kirke’nin “kötü cadı” imajının altı oyuluyor ve onun aslında bastırılmış, dışlanmış, ama hayatta kalmayı ve kendi sesini bulmayı başarmış bir kadın olduğunu görüyoruz. Kitap boyunca anlatım biçimi doğayı ve olayları tasvir edici gücü betimleme yeteneği ise beni büyüledi, zaten betimlemelerini sık sık alıntı yaptığım bir kitap oldu. Sonu ise oldukça güçlü ve düşündürücü. Kirke’nin hikâyesi yalnızca bir mitolojik figür olarak değil, bir kadının kendini bulma ve özgürleşme hikâyesi olarak anlatılıyor. Kirke’nin yaptığı büyük seçim, aslında tüm yolculuğunun bir özeti gibi: Artık başkalarının ona biçtiği rolleri değil, kendi istediği hayatı seçiyor. Cesaret verici, ilham verici ve biraz da hüzünlü. Ama bir o kadar da tamamlayıcı. Çok beğendim.
1000Kitap
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
Reklam

Nisa ŞEN

, bir kitap okudu
10/10
·404 syf.··
Beğendi
·
16 günde okudu
·
2025 3. kitabı
Madeline Miller
8/10 · 44,2bin okunma
“Sesi gerçekçiydi. Türküler daha sonra ondan sadık lakabıyla bahsedecekti. Sadık, hakikatli ve ihtiyatlı. Gerçekte olduğu kişi için ne uysal, ne soluk sözler.”
Sayfa 344·Kitabı okudu
Alıntı
“… kepenkler açıktı. Gece yağmur yağmış olmalı, diye düşündüm. İçeri süzülen hava yıkanmış gibi ve çok berraktı. Her ses (kuş cıvıltıları, titreşen yapraklar, dalgaların hışırtısı) cam gibi havada asılı kalıyordu. Giyindim, bu ihtişamın peşinden dışarı çıktım. Odysseus’un adamları hala uyuyordu. Elpenor çatıdaydı, en iyi battaniyelerimden birine sarılmıştı. Rüzgâr lir notaları gibi dalgalanarak yanımdan geçti, nefesim ahenkle ona eşlik edermiş gibi mırıldandı. Daldan bir çiy damlası düştü. Çınlayan çan gibi çarptı toprağa. Ağzımın kuruduğunu hissettim. Defne çalılarımın içinden çıktı. Vücudunun her çizgisi nefesti, kusursuz bir zarafet içindeydi. Koyu renk, dağınık saçları Çelenk bir taçla süslenmişti. Omzundan zeytin ağacından yontulmuş ışıltılı, gümüş uçlu bir yay sarkıyordu.” Şu anlatıma bakar mısınız :)
Sayfa 233·Kitabı okudu
Alıntı
Daidalos demişti: En iyi demir bile fazla dövülürse pürtüklenir. Bense yağ gibi pürüzsüz, esintiz sular gibi sakindim.
Sayfa 221·Kitabı okudu
Alıntı