" Yaşanmasına izin verdiğimiz her duygu gelir ve geçer. Hiçbir mutluluk ömür boyu sürmez. Her yas belli bir süre gelir, misafirimiz olur ve gider. Her bir öfkeli an saniyelere yayılır, yaşanır ve söner. Duygular böyledir. Geliler ve geçerler. Onları kalıcı ve yıkıcı kılan varlıklarını yok saymamızdır. "
Feride üvey babasını öz babası bilerek büyümüştü. Üvey babası sinirli bir adamdı. Feride'ye sık sık eften püften sebepleri bahane ederek şiddet gösteriyor, en çok kulaklarından tutup sarsarak dayak atıyordu. Yıllar sonra Feride ve eşi bir terapi odasında bu olayla yüzleşirken, Feride'nin eşi Rauf irkilerek Feride'ye sarıldı. Neden birden eşine sarıldığını soran terapiste şunları söyledi:
" Gece yatağa yattığımızda Feride hep kulaklarını okşamamı ister. Sebebini hiç anlatmamıştı. Demek ki karım çocukluk acılarını iyileştirmeye çalışıyormuş..."
Ebeveynlik bazen o kadar zorlaşır ki, aklımızı kaybettiğimizi düşünürüz. Oysa kaybettiğimiz bir 'aklımız' yoktur; keşfettiğimiz bir 'kalbimiz' vardır. Çünkü çocuklar akla değil, kalbe dokunurlar...