Meryem kcc

Meryem kcc
İnsan aptal olduğunu öğrenince eve döner hep.
Konya, 15 Haziran
27 okur puanı
Ocak 2026 tarihinde katıldı
Puan vermedi·184 syf.··
2026 1. kitabı
Bu kitap korku değil ama içini korkudan beter yakıyor. Hikaye 6 yaşındaki Zezé’nin gözünden. Fakir bir aile, şiddet gören bir çocuk, anlaşılmayan bir dünya. Zezé’nin tek sığınağı bahçedeki konuşan şeker portakalı ağacı. Onunla konuşuyor, dertleşiyor, kaçıyor. Kötü olan şu: Bu kitap uydurma değil. Yazar kendi çocukluğunu yazmış. Yani Zezé’nin yaşadığı her şey gerçek. Okurken hem çok kızıyorsun hem çok üzülüyorsun. “Bu kadar küçük bir çocuk bunu nasıl taşıyor” diyorsun. Sonu da öyle bir geliyor ki, kitabı kapattıktan sonra 10 dakika duvara bakıyorsun. Dili sade, akıcı. Çocuk gözüyle anlatıldığı için ağır değil. Ama konu ağır. Hassassan seni bozabilir.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022274,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·70 syf.··
2026 6. kitabı
Korku denince aklıma canavarlar, hayaletler gelirdi. Zweig gelip dedi ki: “Hayır, en büyük korku yakalanmaktır.” Kitap 70 sayfa. Bir gecede bitiyor ama bitirdikten sonra beynin durmuyor. Evli bir kadın olan Irene, sıkıldığı için yasak bir ilişki yaşıyor. Sonra bir kadın çıkıyor ortaya ve “Kocana söylerim” diye şantaj yapıyor. İşte asıl hikaye bundan sonra başlıyor. Zweig korkuyu dışarıdan anlatmıyor. Irene’in kafasının içine giriyorsun. Kalbin deli gibi atıyor, her sesle irkiliyorsun, terliyorsun. O kadar gerçek ki, okurken sen de yakalanacakmışsın gibi hissediyorsun. Kötü tarafı: Dili biraz ağır. Uzun cümleler, eski bir üslup var. Uykusuz kafayla okumak zor. Sonu da havada bitiyor, “ne oldu şimdi” diyorsun.
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,7bin okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2026 2. kitabı
Salomonsoh yaşlı, hasta bir adam. Tüm ömrünü karısı ve kızı rahat etsin diye çalışarak geçirmiş. Kalabalıklar içinde ama yapayalnız. Ailesi tarafından hor görülüyor, küçümseniyor, anlaşılmıyor. Sonra bir gün, uğruna ömrünü verdiği karısının ve kızının aslında onu hiç görmediğini, saymadığını fark ediyor. İşte o an başlıyor çöküş. Adam günden güne eriyor. Hastalığa, kederde, yalnızlığa yenik düşüyor. Zweig burada sadece ihaneti değil, “fedakarlık” denen şeyin insanı nasıl tükettiğini anlatıyor. Bir ömür başkası için yaşayıp sonunda elinde koca bir hiç kalması… İnsanın içine oturuyor. Okurken kendi ailemi düşündüm. Biz de bazen sevdiklerimiz için çabalarken kendimizi unutmuyor muyuz? Salomonsoh’un çaresizliği, iç sesi, suskunluğu çok tanıdık geldi.
Bir Kalbin ÇöküşüStefan Zweig · Can Yayınları · 201820,5bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 16. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 02:27
Anladım. "Değirmen" için Sabahattin Ali’yi okumak hep bir yumruk gibi. Değirmen de öyle oldu. 13 öykü var içinde ama hepsi insanın en çıplak halini anlatıyor. En çok “Değirmen” öyküsü çarptı beni. Aşk, çaresizlik, kader… Hepsi birbirine girmiş. Atmaca’nın o imkansız sevdası, değirmenin durmayan çarkı gibi. İnsan bazen ne yaparsa yapsın, bazı şeylerin önüne geçemiyor. Okurken boğazım düğümlendi. Sabahattin Ali’nin dili sade ama kelimeler tokat gibi. Köyü, kasabayı, yoksulluğu, insanların birbirine ettiği kötülüğü süslemeden yazmış. “Komik Dünya”, “Kurtarılamayan Şaheser” öykülerinde de o kara mizahı, çaresizliği iliklerine kadar hissediyorsun. Kitabı bitirince bir süre sustum. Çünkü her öyküde kendimden, çevremden bir parça buldum. İnsanın iyiyle kötüyü, aşkla nefreti aynı anda taşıdığını hatırlattı.
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,7bin okunma
Puan vermedi·210 syf.··
2026 15. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 13:30
Bu kitabı okumak değil, yaşamak gibiydi. Fugui’nin hikayesiyle başlayıp bir insanın başına gelebilecek her felaketi tek tek sayıyorsun. Zenginlik, yoksulluk, savaş, devrim, açlık, evlat acısı… Ama kitap sadece acıdan ibaret değil. Asıl mesele, tüm bunlara rağmen Fugui’nin inatla hayata tutunması. Yu Hua öyle bir dil kullanmış ki, ağdalı değil, süslü değil. Direkt kalbine saplanıyor. Bir öküzle konuşan yaşlı bir adam... Kulağa basit geliyor ama sayfaları çevirdikçe o öküzün, kaybettiği karısının, oğlunun, kızının, torununun sesi olduğunu anlıyorsun. İnsanın boğazı düğümleniyor. En çok şu soruyu sordurdu bana: Yaşamak nedir? Sadece nefes almak mı? Fugui’ye bakınca anlıyorsun ki yaşamak, kaybettiklerine rağmen her sabah uyanmak. Acıyı sırtlayıp yine de yola devam etmek. Kitabı kapattım ve uzun süre tavana baktım. Çünkü kendi dertlerim bir anda küçüldü. Utandım biraz da. Biz ufacık şeylere isyan ederken, bazı insanlar hayatı baştan sona yükleniyor.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202669,9bin okunma
Reklam